·288 syf.····Okunma: 27 Haziran 2021 20:26 Bu aralar yükselişte olan Kalp Çarpıntısı’nı ben de okumuştum ve son olan olaylar nedeniyle inceleme yazma gereği duydum. (Sırf baş karakterlerin yönelimleri nedeniyle birçok yerde satıştan kaldırıldığı söyleniyor.) Elbette incelemeyi yazmadan önce diğer yorumları okudum. Yapılan eleştirilerin neredeyse hepsi birbirine benziyordu. Tek tek hepsini ele alamam ama bu konu hakkında kendi düşüncelerimi belirtebilirim. (Yakında bu hakkımı da elimden alacaklar gibi hissediyorum. Hadi hayırlısı…)
Öncelikle bu kitap bir ‘çizgi roman’. Doğal olarak sayfaların çoğu çizimler, boşluklar ve o çizimleri anlaşılır kılan az sayıda cümle ile dolu. Bu yüzden de bu kitabı 30 dakikadan daha uzun bir sürede okuyan varsa şaşırırım. Çizgi romanların olayı hızlı ve kolay tüketilebilmeleri değil mi zaten? Bu kolaylık daha fazla mürekkebe ve sayfaya ihtiyaç duyduğu için fiyatı biraz tuzlu. Bunların hepsi olağan şeyler, bu noktalardan eleştirilmesi bana garip geldi.
Kurgusunu eleştirmeden önce bir şeyi açıklığa kavuşturalım. Aşk aşktır. NOKTA. Bir başkasının tercihlerini, suç teşkil etmediği sürece, sohbetlerimin konusu haline getirmem. BL veya gay çiftin aşk hikayesi gibi etiketlerin kullanımına ise gıcık oluyorum. Bir kadın ve erkeğin ilişkisini anlatan kitapları tanımlarken BG ya da hetero bir aşk hikayesi denmiyor sonuçta. Bildiğin aşk hikayesi işte!
Ben bu çizgi romanı bayıla bayıla okudum. Hemen bitmesin diye bazen bir kenara koymak istedim ama o kadar merak uyandırıcıydı ki kendime engel olamadım. Hemen bitti… Devam kitapları da tamamen çıktığında onları da alıp hemen bitireceğim maalesef. Okuyup okumama tercihiniz size kalmış ama okumadan yorum yapanlara sonsuza kadar sinir olacağım.
Kitapların toplatılma konusu ise bence oldukça yaralayıcı. Nazi Almanya’sı mı burası? Utanmayın kitapların hepsini toplatıp, meydanlarda yakın. Hatta ibret olsun diye başlarına kolluk kuvvetleri dikin ve canlı yayın açarak resmi hesaplardan paylaşın. Lütfen bunları yaparken utanmayın çünkü eğer utanabilecek olsaydınız ben bu cümleleri şu an yazıyor olmazdım…
Yazar hesabından destek paylaşımı yaptığında sizin yerinize ben utandım. Bu konunun gündemde kalıyor ve desteğe ihtiyaç duyuyor oluşu nedeniyle üzülüyorum. Normal olarak karşılanması gereken durumları neden büyüttüğümüzü bilmiyorum. Bunlarla uğraşmak yerine başka gezegenlerde koloni kurabilirdik; iyi bilim insanları yetiştiriyor hatta refah içinde yüzüyor olabilirdik. Onun yerine ülkemizi gururlandıran bir sporcunun yönelimleri ile ilgileniyoruz. Günün birinde her birimizin yalnızca kendi hayatı ile ilgilendiği rahat günlerin geleceğini hayal ediyorum.