"Kendini işlere kaptırıp bir felaket bekleyerek ama bu felaketi sonsuz bir geleceğe erteleyerek, fazla üzüntüye de kapılmadan karısının yavaş yavaş ölüşünü seyretme noktasına geldi."
Balıkçı ve çocuk arasındaki ilişki dışında hikayenin pek ilgi çekici olduğunu düşünmedim. Belki de eski günlerindeki ışıltısını kaybeden bir bireyin "Hayır, ben hâlâ buradayım" serzenişini okumak ilgimi çekmedi.
Arka kapağındaki harikulade spoiler yüzünden sanırım, başaracak galiba diye düşündüğüm her anın peşinde; ne olacak da yitirecek balığı düşüncesi eksik olmadı. Keyifli bir okuma deneyimi değildi yani.
Yalnızca kitabın sonunda çocuğun dedikleri ve yaptıkları ile hatırlarım bu kitabı. Yoksa 'amacına ulaştı o, aslında yenilmedi Santiago' çıkarımına pek katılmıyorum. Hayallerinin balığı ona kışlık erzak ve geçinecek para sağlamadı, köpekbalıklarına yem oldu. Geriye döndüğünde ona kalan ise yorgunluk ve yaşlı biri için iyileşmesi zor yaralardı. Ha bir de karın doyurmayan "ama başardı" lafları ve aslanlı rüyalar.