·330 syf.····Okunma: 07 Ağustos 2021 15:53 “Her insan bedeninin çürüyeceğini bilir ve bundan korkar. Ama çoğu insanın ruhu gövdesinden önce çürür; nedense bundan kimse korkmaz!”
Selaammm. Yine bir kitap, yeni bir kurgu ile geldim bugün. Geç de olsa tanıştığım ve tanıdığıma çok memnun olduğum “Kardeşimin Hikâyesi” ile. “İnsanların duyguları olmasaydı her şey ne kadar kolaylaşırdı” düşüncesinden yola çıkılarak yazılmış bu romanda, sakin bir balıkçı köyünde genç bir kadının cinayete kurban gitmesiyle başlar hikâye...
Geçmişi acıyla dolu gizemli bir kişilik olan ve Podima isimli bir köyde inzivaya çekilen emekli inşaat mühendisi Ahmet Arslan, bir sabah kendisine gelen bir telefon ile uyanır. Önceki gece, evindeki davetine katıldığı Arzu Kahraman’ın vahşi bir cinayete kurban gittiğini öğrenir. Tepkisiz kalışıyla dikkatleri üzerine çekerken, Arzu’yu gören son kişilerden biri olması hasebiyle de şüpheliler listesinde yerini alır. Haber değeri taşıyan bu cinayetin ardındaki sır perdesini aralamak için bölgeye gelen gazeteci kız ile tanışmaları da bu vesileyle olur. Genç kız, zor da olsa Ahmet ile iletişim kurmayı başarır ve ondan olup biten her şeyi öğrenmeye çalışır. Fakat bu sırada, Ahmet’in geçmişine dair anılar da hiç beklenmedik şekilde ortaya dökülüverecektir.
Kitap bir cinayetle başladığından polisiye bir roman okuduğunuzu düşünebilirsiniz başta. Fakat bu romanda cinayet örgüsü ana tema değil. Kitabın özünü ana karakterin kendi içsel yolculuğu oluşturuyor. Katilin kim olduğunu anlamanız da mühim değil, zaten asıl sürpriz o değil.
Kitapta eleştirdiğim noktalardan biri Olga ve Mehmet karakterleri arasında yaşanan duygunun tam olarak bana geçmemesiydi. Havada ve boş kalıyor gibiydi, o ilahi aşkı bir şekilde hissedemedim. Ludmilla ve Olga’nın durumu da biraz eğreti durdu doğrusu. Yine de, iki günde eriyiverdi elimde kitap. Gizem unsuru asla eksik olmadığından kurguyu sürükleyici, dili gayet akıcı buldum. Tek kusuru fazla aceleye gelmiş hissiyatı veren sonu oldu. Okumanızı kesinlikle tavsiye ederim.