·192 syf.····Okunma: 16 Ağustos 2021 21:37 Başlarda okurken ben ne okuyorum dedirttiren bir kitap. Yazar kitabı dört bölüme ayırmış ve ilk bölümde fazla betimlemelerden kaynaklı okuduğumu anlamayıp sayfayı ikinci kez okuduğum olmuştur. Hatta birinci bölüme o kadar çok karakter sığdırmış ki kendimi polisiye bir roman okuyor da cinayet anında birçok görgü tanığı ile tanışıp onları sorguluyormuşum gibi hissettim. Yani her an oradan buradan yeni bir karakterle tanışmanız an meselesi ve bu karakterlerin kim olduğunu başlarda anlayamayabilirsiniz. İlk bölümü yani kış bölümünü geçtikten sonrası daha anlaşılır ve akıcı. O yüzden baştan sıkılıp bırakmayın.
Yazar kitaba “Birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi. İçimdeki sıkıntı eridi.” diyerek başlıyor ve kitabın sonunu da “Sustu. Konuşmak gereksizdi. Bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. Biliyordu; anlamazlardı.” diyerek bitirmektedir. Başlarda muharrir okuyucuya merak uyandırmaktadır ve 3.tekil şahsı yani “o” kişisinin kim olduğunu sorgulayıp bizi bir yolculuğa sürüklemektedir. Yolculuğun sonuna doğru şu sözlere tanık oluruz: “Tutamak sorunu dedim. Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz…. Ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi!” Yani bu sözlerden de anlaşılacağı üzere yazar burada bize karakterin baştan sona kadar gerçek sevgi arayışında ya da bir arayış içinde olduğunu ifade etmek istemiştir. Tutunacak bir şeyin arayışı içindedir ve bu süreçte yalnız kalma eğilimindedir. Çevresindekilerden farklıdır. Sıradan şeyleri, tekrarlayan eylemleri, alışılagelmiş günlük rutinlikten hoşlanmaz.
Bunun yanı sıra karakterimiz C. babasından nefret ettiği için hayatı boyunca onun tersi bir kişiliğe bürünmeyi tercih eder. Mesela babası kadın düşkünü birisiyken o değildir. Ama açık konuşmak gerekirse Gülser’den Ayşe’ye geçişini hala anlamlandıramadım. Ve kitabın bir bölümünde babası ile olan çatışmasına tanık olabiliriz. Babası “Görürsünüz, adam olmayacak bu çocuk,” derdi. C. ise “Konuşmazdım. Sevinirdim. Babam adamsa ben olmayacaktım.” derdi. Yani karakterin kişiliğinin oluşmasında geçmiş yaşanmışlıkları ve babasının rolü etkin bir rol oynamaktadır.
Bunlara ek olarak yazar sürekli kitabın başından beri karakterin kulağı ile oynamasından bahsetmektedir, tabi bununda babasıyla bir ilintisi vardır. Bundan bahsedersem spoil vermiş olurum o yüzden anlatmamak ve sadece değinmek daha doğru olur (152.sayfa). Bir diğer dikkatimi çeken, hoşuma giden ayrıntı ise kitaptaki karakterlerin Shakespeare’ ın kitaplarına ve karakterlerine değinmesiydi. Bu da kitaptaki karakterlerin okumaya ve sanata ilgili olduğunu göstermektedir.
Velhasıl kitabı çok beğendim tekrar okuyup üzerinde düşünülmesi gereken bir eser olduğunu düşünmekteyim ve son bir alıntı ile okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar dilerim. “Olanla yetinerek, aramadan, düşünmeden yaşanılsın diye yaratılmış bir dünyada yalnızdı.”