·413 syf.····Okunma: 21 Temmuz 2021 23:55 “Elinden malını mülkünü, varını yoğunu alsalar, bundan ölmezsin. Bunları yine edinebilirsin. Ama senin onurunu kırar, ruhunu öldürürlerse, işte buna çare yoktur…”
Merhabalar! Ben, #cengizaytmatovla1sene okuma grubumuz sayesinde bambaşka bir Aytmatov kitabıyla karşınızdayım. Aklımsa; beni hatıralardan söylencelere, sade mutluluklardan acılı ölümlere, maddi yoksulluklardan manevi zenginliklere, geçmişin özünde ve kıyılarında dolaştıran bu yolculukta hâlâ. Son sayfayı çevirdim, kapağı kapattım ve bir süre boşluğa baktım. Sahi; bir güne kaç hatıra, kaç yaşanmışlık, kaç hikâye sığdırılabilir? Aytmatov, geriye dönüş tekniğini kullandığı bu eserinde dört yüz on üç sayfa boyunca yalnız bir günü anlatıyor. Kitabın adı bundan olsa gerek, ‘Gün Olur Asra Bedel.’
Sarı-Özek Bozkırındaki ücra Boranlı köyünde geçen romanda, tren aktarma istasyonunda çalışan baş kahramanımız Yedigey, otuz yıldır birlikte iş gördüğü emektar arkadaşı Kazangap’ın cenazesini mezarına götürürken, kendisinin ve milletinin geçmişini, acı-tatlı, düşündürücü yanlarıyla bir bir gözlerinin önünden geçirir. O gün, “asra bedel bir gün olur” onun için. Geçmiş, bugün ve yarın; bilim-kurgu, gerçek ve efsane bir arada… “Demiurg” uzay araştırmaları programı neticesinde keşfedilen bir uygarlık, ‘mankurt’ kavramının ardında yatan tüyler ürpertici vahşet ve Kazangap’ın götürüldüğü efsanevi Ana-Beyit mezarlığının yürek paralayan hikayesi… Aytmatov, tıpkı bir madalyonun diğer yüzünü çevirir gibi içimizdeki ‘öteki’yi gözler önüne sermeyi başarmış. Bu esnada, milletinin temel mülkü olan millî hafızaya ait efsane, destan, masal, hikâye ve türküleri ve bunların meydana geldiği şartları, ardındaki hikâyeleri de paylaşmaktan geri durmamış.
Bu kitabın, benzerine kolaylıkla rastlayamayacağınız müthiş bir anlatım tarzı var bir kere. Hem konusu bakımından etkileyiciydi hem de dili ve akıcılığı bakımından beni mest etti. Kalın olması sakın gözünüzü korkutmasın. Öneriyorum, okumayan kalmasın.