·355 syf.··Beğendi
···Okunma: 18 Ağustos 2021 02:05 Şuan noktayı koymanın etkisinden çıkamadan ele aldığım kitap beni benden etti diyebilirim... Orhan Kemal için şu andan itibaren benim yazarım diyorum, yok böyle bi kalem yok, o nasıl bir anlatımdır, nasıl bir akıcılıktır...Hani en sevdiğiniz film çıkmıştır karşınıza hiç birşey bilmeden büyük bir merak, heyecan ve tutkuyla içine çeker ya sizi; böyle demem bile az kalır yanında...
Orhan Kemal' i baya araştırıp dört kitabını sipariş ettim, ama nasıl sabırsızlanıyorum okumaya, iki gün önce elime farklı bir kitabını almıştım, hayatımın en güzel kitap yönünü sadece kapağına bakarak çizen bir yorum beni Yalancı Dünyaya çekti. 1k' ya girdim 119 okuma görünce öyle şaşırdım açıkçası böyle bir şeyle karşılaşacağımı bilmiyordum, gerçekten Orhan Kemal hakettiği değeri görmüyor onu diyebilirim. Orhan Kemal aynı zamanda Türk sinemasına konu olmuş onca eseriyle bu etkileyici kalemiyle gerçekten memleketimin en özel yazarlarındandır kiii kitapları için şunu tüm ruhumla söylüyorum sinemalardan filmlerden daha etkileyici ve inanılmaz bir akıcılıkta, hani nasıl oluyor böyle bir hikaye böyle bir üslûpla anlatılabiliyor aklım ermiyor, konuşmakla bitiremeyeceğim biliyorum...
Kitabımız 18 yaşında artist olmanın hayaliyle yanıp tutuşan Nerimanın hikayesini konu alıyor, Neriman bir anadolu kasabasında muhafazakar bir aile kızıdır, babası; her haltı yemiş ama günü geldiğinde kendisine bir hoca süsü vermiş yobaz mı yobaz bir adam ( namusu yalnız iki bacak arasında görenlerden) Nerimanı çorapsız bakkala bile göndermeyen bir adam, annesi; kocası ve kızı arasında sıkışıp kalmış merhamet yüklü anne gibi anne her şeyin ortasını bulmaya çalışan kimseyi üzüp kırmayan güzel mi güzel bi kadın, bir gün kasabada yakın bir arkadaşının doğum gününe gitmesiyle başlar Nerimanın hikayesi; tam bi zampara rejisör bozuntusu Bülent çıkar karşısına ve Nerimanı kendisine aşık eder, bu aralarda da Nerimana o kadar görücü gelir gider ki babası bi hoca bozmasına niyetledir ve Bülent çoktan kanına girmiştir kızın, Bülent geri gelmek üzere gider ve o arada baba baskı ile kızı vermeye şeyh müsvettesinin yakını hoca ya kızı vermek üzere( şeyh dediğime de bakmayın, kanımı dondurdu resmen o yaşını başını almış elinde tesbih dilinde Allah kelamı olan insan bozmasının kıza hallenmeleri mi dersiniz ne arasanız var adamın karısı hoca hanım deseniz aynı kıza halleniyor neler neler) Orhan Kemalin tarafsız bi yazar olmadığını burda üzülerek söylüyorum bunları bu kadar alçaltırken bi tarafı da yüceltmesi bu kadar hoş değil ama haksız da bulmuyorum neyse vee Nerimanın canına tak eder zampara Bülentle İstanbul a artist olma ve onun karısı olma yolunda kaçar ve kendisini daha yolun başında bırakıp gider pislik herif Neriman kurtlar sofrasına düşer ve öyle bir hikaye sizleri bekliyor ki içinden çıkamayacaksınız sonu da inanılmaz olaylarla bizi yerden yere vuruyor... Konuşmayla bitiremeyeceğim biliyorum, hepinize film tadında bu romanda keyifli okumalar diliyorum ve büyük bir hayranlıkla tavsiye ediyorum...