Kemalist Devrim'de devrimci şiddetin olmadığı iddia edilemez. Zira Kemalistler her ne kadar toplumsal sınıf ilişkilerinde konumlandikları pozisyon gereği bazı yönlerden Jakobenlere kıyasla daha muhafazakar bir eğilim gösteriyorlarsa da, kafalarındaki devlet ve toplum yapısını kurmak için radikal kararlar almaktan ve devrimci şiddet uygulamaktan onlar da Jakobenler gibi çekinmemişlerdir. Bu durumu söylemsel ve eylemsel olmak üzere iki düzeyde incelemek mümkündür.
Söylemsel düzeyde Mustafa Kemal'in "Yeniliğin mutlaka makus (karşı) bir hareketi icap ettireceğini hatırımızdan çıkarmamak lazımdır. Bu harekete özel olarak 'irtica' derler. (...) Kanla yapılan inkılaplar daha muhkem [sağlam] olur, kansız inkılap ebedileştirilemez. Fakat biz bu inkılaba vasıl olmak için lüzumu kadar kan döktük." (aktaran Timur, 2008: 309) biçimindeki sözleri; ayrıca saltanatın kaldırılması tartışmalarında meclis alt-komisyonunu tehdit ederek saltanatın kaldırılmasına aksi yönde bir karar alınması halinde "ihtimal bazı kafalar kesilecektir" (aktaran Aydemir, 2012c: 61) şeklindeki beyanı, onun radikal bakış açısını yansıtan oldukça açık örneklerdir ...
Kemalist Devrim'in devrimci şiddet içerdiğini meselenin "eylem" kısmına geldiğimizde de görürüz. Devrimci şiddetin bir göstergesi olarak, Kemalist Devrim'de Bağımsızlık Savaşı'ndan itibaren, Fransız Devrimi'nde kurulan ve en yoğun biçimde Jakoben iktidar döneminde çalışan Devrim Mahkemeleri'ne benzer bir işlev gören İstiklal Mahkemeleri kurulmuştur (Timur, 2011: 31). Nitekim bu durum, sadece devrimci şiddetin varlığı ile değil, aynı zamanda onun Jakoben iktidar dönemindeki uygulanış biçimiyle olan benzerliği dolayısıyla da önemlidir.