Puan vermedi·520 syf.··Beğendi
···Okunma: 26 Ağustos 2021 11:36 Uzun bir serüvene girecek halde değildim bu kitaba başlarken, bundandır ki 40 gün sürdü okumam. Eğer normal bir dönemde olsam ve düşünceler içinde yanıyor olmasam, belki de sabahlayarak bitirdiğim bir kitap olurdu. 40 güne yayılmış olması ise, Martin'i daha çok benimsememe neden oldu, belki de daha iyi oldu.
İlmek ilmek içime işledi diyemem bu kitap için ama Martin için söyleyebilirim bunu. Güzeldi, çok güzeldi hem de. Yarı otobiyografik bu kitapta Jack London belki de hayatındaki birçok insana tepki gösterdi, kendisine neler yaptıklarını gösterdi, Martin Eden ile...
Aşık olduğu üst mertebeden kıza erişmek için kendini eğitmeye çalışan, kalıpların emrettiği katı görüşleri benimsemeden öğrenmeye çalışan Martin Eden büyük savaş verir. Beyefendi olmak, aşkına erişmek ve kaybetmemek uğruna yaşantısından vazgeçer... Alışkanlıklarını bırakır, ahlaksız ahlak anlayışına kapılmadan, aşkı için çevresiyle ve bilhassa kendisiyle savaşır. Sonunda uğrayacağı hayal kırıklığı, güzel bir kalıba dökülmüş iğrenç bir kültür ve bilgi yığınından başka bir şey olmamasıyla, büsbütün tüketir Martin'i.
Kitabın sonununda, gerçek hayatta kimi temsil ettiğini veya kime tepki olduğunu bilmeden, kitaptaki Ruth'a olduğunu düşündüm. Mutsuz sonlar yazdığı için kendisine kızan Ruth, kendisini mutsuz bir sona itmişti. Her zaman gerçekçiliği savunan Martin, 'Al sana cevap' der gibi gitti. Belki müslüman olmasaydım, Martin'le aynı kaderi paylaşırdım. Tek savaşım bu yönde ve umarım başarılı olurum.
Belki bizlerin muhteşem gördüğü o üst düzey yaşamlar, bizlere özenen, insanlığını yitirmiş yaşamlardır. Belki de olduğumuz kişi, tam olarak olmamız gereken kişidir. Değişmemizi isteyen hiçbir insana kulak asmamalıyız belki de?
Martin gibi ben de bilgiye ve güzelliğe
hayran birisiyim. Onun gibi çalışmak isterdim fakat yaparsam bunu başkası için yapmazdım. Martin bunu çok geç fark etti:
Aslında kimsenin bu hayatta kendini feda edecek kadar değerli olmadığını, hatta kendi canının bile yaşamak için yeteri kadar değerli olmadığını... İnsanların arzularının değil, sürü psikolojisinin etkili olduğunu, paradan ve şöhretten başka hiçbir vasfın, insanları etkilemeyeceğini çok geç fark etti ve bunu çok bariz şekilde gösterdi Ruth'a. Ruth'un tepki ve tavrı ise, durumun tuzu, biberi oldu. Dünyanın berbat sisteminin bir kölesini, bu şekilde gördük. Okuyarak 3. şahıs olarak sinirlendik, Martin'in ise bizzat yaşayarak kendiyle beraber bazılarımızı 'o' hâle getirdi.
Uzun lafın kısası, Martin bana ne için ve neden 'tekrar' savaşa dönmem gerektiğini hatırlattı. Pes etmiş ve salıvermişlik halimden kurtulmam için bana bir adım attırdı. Belki tekrar pes edeceğim belki işin en sonunda Martin'in yanı başında olacağım ama yine de geri döneceğim.
İyi akşamlar ve yaşayabildiğiniz bir hayat dilerim hepiniz için.