·329 syf.··Beğendi
···Okunma: 27 Ağustos 2021 13:01 “O an ne varsa, şu anda da var: O anda olmayan ‘Şey’ şu anda mevcut olamaz. ‘Uzay ve zaman’ aslında giriş ve çıkışın yapılamadığı bir hapishanedir. Duvarları görmek de dokunmak da olanaksızdır çünkü duvarlar ve sınırlar yoktur: İşte bütün muhtevayı kapsayan o yayılma ânında ‘Bir’ değilsek neydik ve neredeydik?”
Geçmişten geleceğe uzanan sırlar bir Şedaraban semaisi ile hayatları birbirine bağlarken, bazen aşk ve tutkuya dönüşür o nameler, bazen de ölümün soğuk nefesine.
Usta yazar Nedret Kılıç’ın Kornelyus’un Ezgisi ile açtığı kapıdan geçtiğimde çok katmanlı, zamanın ve mekanın iç içe geçtiği, Ben’lik algımı sorguladığım bir dünyada bulmuştum kendimi. Şedaraban ise ne o dünyadan bağımsız ne de merkezinde. Karakterlerin psikolojileri kurguya öyle güzel dahil edilmiş ki onları yargılamak aklınızın ucundan bile geçmiyor. Çamurun içindeki lotus misali kötülüklerin içindeki masumiyeti de hissedebiliyorsunuz. Sırlar bazen toprağa gömülüyor bazen satırlara dökülüp mektup oluyor.
Nedret Bey’in kalemi sınır tanımıyor. Türk siyasi tarihine damgasını vuran olaylardan azınlıklara, uluslararası meselelere ve suç baronlarına uzanıyor. Ama o nasıl bir bütünlüktür ki kurgunun sağlamlığı ve akışı bir nebze bozulmuyor.
Ah Antonyus kalbime dokundun; senin için aşkı ve Portekiz devrimini simgeleyen karanfilin, Osmanlı’da akıl hastalıklarını tedavi etmek amacıyla kullanıldığını biliyor muydun?
Böylesi değerli bir eseri yürekten tavsiye ediyorum