Giriş Yap
400 syf.
·
2 günde
·
4/10 puan
Ah Milena, Vah Milena, canım Milena...
YouTube kitap kanalımda Milena'ya Mektuplar kitabını okumadan ölebilirsiniz dedim : youtu.be/FLNbCSjFh2I "Nasıl yani?! Bir Kafka kitabı ve 10 üzerinden 4 puan mı verilmiş? Ama iyi de bu nasıl mümkün olabilir ki?" diye soruyorsanız bu incelemeyi sonuna kadar okumayı unutmayın. Sonuna kadar okumayan bir sabah kendisini yatağında Gregor Samsa gibi kocaman bir böceğe dönüşmüş olarak bulsun... Şimdi bu kitap öyle bir kitap ki, Kafka neredeyse her mektubun başında "Ah Milena, vah Milena" diye sayıkladığında aklıma sürekli Batman'in Robin'e attığı tokat geldi. Yani tam olarak şöyle: i.ibb.co/dfp740J/ahah1.jpg Gerçekten Kafka'nın artık biraz susmasını, Milena'yı darlamamasını ve kendi kurgularına bakmasını istediğim bu kitapta elbette harika cümleler de yok değil. Fakat çok muhtemel ki, 20.yy'daki Prag'da Tinder uygulaması henüz icat edilmediği için ve Kafka'nın da yalnızlık başına vurduğu için bu konuda birilerini darlama ihtiyacını Milena'ya yolladığı mektuplar üzerinden sağlamış gibi görünüyor. Bu kitapta Kafka o kadar sıkıntılı ve saplantılı bir aşk biçiminin içinde bulunuyor ki, bir süre sonra yurtdışındaki Posta ve Telgraf Teşkilatı'na gizlice sızıp Kafka'nın mektuplarının Milena'ya ulaşmasını engellemek istediğim bile oldu. Hatta şu alıntıyı örnek vermem yeterli bile olabilir bu sıkıntılı aşkı size özetleyebilmek için: "Ben bütün zamanımı ve bütün zamanımdan bin kat fazlasını ve daha da iyisi, dünya üzerinde var olan bütün zamanları senin için kullanmak istiyorum; seni düşünmek, senin içinde nefes almak için." [s. 111] BRUHH. Kendi görüşüme göre ne bütün zamanımı ne de bütün zamanımdan bin kat fazlasını, hatta ve hatta dünya üzerinde var olan bütün zamanları hak edecek bir insan bu dünya üzerinde yok. Çünkü Yusuf Atılgan'a göre de "Aylak Adam'ın aradığı gerçek sevgi bu dünyada yoktur" Eh peki hadi birisini bulduk diyelim, o zaman da evli olan bir kadına karşı bunları demezsin be Kafka... Yani bütün sosyal medya platformlarında hesap açıp da evli bekar fark etmeden her kadına yürüyen bir manyak tiplemesi gibi bir şey geliyor gözüme şu anda bu kitaba ve içindeki mektuplara baktığım zaman. "Sana da ne mesajlar geliyordur şimdi" temalı merakların katilisin be Kafka... Bu kitabın tek taraflı bir mektup süreci içermesinin sebebi muhtemelen Milena'nın Kafka'yı bir sosyopat olarak görmesi ve keşke mail'ın icat edildiği çağda yaşasaydım diye düşünmesinden dolayı olabilir. Eğer ki Kafka ve Milena şu an çağımızda yaşasaydı, Milena ilk fırsatta Kafka'nın mail'ını spam olarak işaretler ve e-posta listesindeki aboneliğini sonlandırırdı. Sonuç olarak evet, bu bir Kafka kitabı ve hatta ben de profil fotoğrafımda uzun zamandır Kafka'yı taşıyorum. Onun irrasyonel görüşlerini ve çağ hakkında yazdığı çıkmazları artık okumaktan öte içselleştirmiş ve kendi benliğimin uzantısına katmış biriyim. Fakat yine de, Kafka'nın mektuplarındansa kesinlikle kurgu kitaplarını tercih ederim diyen biriyim aynı zamanda. Dava'daki arayış sürecini ve bilinmeyenin peşinden gidilişi; Şato'daki görünen hedefe bir türlü ulaşamayış sürecini; Dönüşüm'deki yabancılaşmayı ve toplumun soyutlanmış insanlara karşı kayıtsız kalışını; öykülerinde ölüm, yaşam ve birey sorgulamalarını okumayı daha çok tercih ediyorum Kafka'nın. Bu incelemeyi sonuna kadar okuyup yarın sabah uyandığınızda kendinizi yatağınızda kocaman bir böceğe dönüşmüş olarak bulmamayı tercih ettiniz, umarım siz de bir gün yazdığınız mektuplarla bir insanı bu kitapta olduğu gibi darlamazsınız.
Milena'ya Mektuplar
7.6/10 · 42,1bin okunma
·
Sırala
dönüşüm, dava, şato üçlüsünü okuyup bu kitaplar içindeki detayların üzerine aylarca düşününce ve kendi benliğine katmaya çalıştıkça mektup okumak da biraz gereksizleşebiliyor. dönüşüm, dava ve şato'yu savunacağız
Bir yerlerde Kafka savunulacaksa beni ilk sıralara yazabilirsin. :) Kafka’nın kurgusu, gerçekliğine nazaran daha iyidir. Ama herkes bilir işin içine sevgi girdi mi herkes az biraz saçmalar. Milena’ya mektuplar da bu sevgiden nasibini almamış dersek yalan olur. Tabii ben iflah olmaz bir Kafka hayranı olduğum için, “canım Kafka, ne de güzel yazmışsın Kafka” demeden geçememiştim.
bu arada kafka’nın bütün kitapları için yarım saatlik bir kitap okuma rehberi videosu hazırlamıştım önceden. kafka hakkında aklında soru işareti kalmış olanlar varsa mutlaka izlemelerini öneririm: youtu.be/VC6JxCLzwNI
Ben de acaba benim gibi düşünen var mıdır kitap hakkında diye düşünürken direkt sizin yazınızı gördüm. Hakikaten kitap hakkında çok farklı beklentilerim, müthiş sevda tarifleri, adeta bir Bohemya Leyla-Mecnun öyküsünün mektuplarını okuyacağım gibi bir beklentim vardı niyeyse . Ama maalesef; Perşembe mektubun geldi heyecanla okudum, Cuma telgrafın gelecek mi, yaz bana yazayım sana, Prag’a ne zaman geleceksin, mektubun geldi, gelecek mi? Bunları okumaktan içi dışına çıkıyor insanın. Okuyacaklar fazla beklentiye girmesin. Bana kalbinden temiz bu sayfayı yazdığın için teşekkürler modunda geçiyor eser :)
Ben de kitabın neredeyse sonlarına geldim.Size katıldığım noktalar da var elbette ama bu kitabı Kafka’nın diğer eserleri ile aynı formatta kıyaslamak haksızlık olur, zira bu kitap profesyonel bir yazar olarak yazdığı bir kitap değil, samimi duygularını dile getirdiği özel mektupları, ve üstelik Milananın cevabi mektupları kitapta yer almayınca anlam bütünlüğü oluşturmakta insan zorlanıyor bu da kitabın akıcı olmasına mani bir durum yaratmakta ve asıl olarak benim takıldığım nokta da bu oldu,zira ben bir kadın olarak bu kitabın yara almış( ihanete uğramış) yarım kalmış bir aşkın simgesi olduğunu Milenanın cevabi mektuplarının olmayışı nedeniyle derinden hissettim zira Milana ya kendisine ait mektupları da Kafkanın mektupları gibi aynı kitapta yayımlayacaktı, ya da Kafka’nın mektuplarını bir ömür saklayacaktı, yada yok edecekti ! Biz okumasak da olurdu, edebiyat kaybederdi belki ama aşk kazanırdı! Üstelik Kafka ne naif ne güzel bir aşıkmış🥰 şimdilerde bir çok kadının hayıflanarak iç çekerek aradığı bir aşık …❤️
O kadar haklısınız ki tüm düşüncelerime tercüman olmuşsunuz .Bu kitabı kafkanın diğer kitaplarıyla kıyaslamak çok yanlış çünkü bir irade söz konusu değil halka sunulmuş edebi bir yazım değil tamamen kafkanın özel hayatının bir parçası .(Yeni okur olduğum için yazamamıştım)
Okurken bu kadar vıcık vıcık aşk da biraz fazla değil mi Kafkacığım demiştim. Dediğiniz gibi takıntılı ve saplantılı. Bana Milena da tuhaf geldi. "Hem seni seviyorum, hem onu" demiş Kafka'ya. Bir tiksinti oldu bende ama Kafka ağabeyimizde maşallah hiç umursamadan mektuplara devam... Dolaptan kıskanıyor, şah'ın yerine göz koyuyor -onun tabiriyle- kadın seni de seviyorum onu da diyor ama umursamıyor. Tuhaf
Allah'tan bir insan bir kitabı gömse bile o kitabı okuma hevesim gitmiyor.
++++++
Aşırı ciddi bir şekilde odaklanmıştım, okuyordum ki "BRUHHH" görene kadar. Bruhh. Neyse yine de tamamını okudum, böcek olmaktan kurtuldum.👍🏻
bazı kitaplar bruhhtır
Kitabı birkaç ay önce yarım bırakmamaya büyük bir çaba sarfederek ruh daralmasıyla okumuştum. Linçlenirim diye inceleme bile yapmamıştım. Beğenmeyen tek ben değilmişim, sevindim ☺️
Off tek beğenmeyen benim herhalde diye düşünüyordum cidden. O kadar baydı ki bir süre sonra hep aynı şeyi okuyormuş gibi hissettim.
2
5
48 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.48