Puan vermedi·416 syf.··Beğendi
· Bir yandan insanın içini ısıtırken diğer yandan hüzünlendiren, her türlü duygunun iç içe girdiği çok sevdiğim İclal Aydın kitabı ile geldim. Bu kitap okuduğum üçüncü İclal Aydın kitabı. Her kitabında henüz benim hayatta olmadığım, bilmediğim, geçmiş zamanın sıcaklığına özlem duymama neden oluyor. Her yeni kitabında, yeni bir mekanı, tarihi tüm acısıyla ve tatlısıyla benimsiyorum. O özlemini duyduğum insanın içini ısıtan her şey birçok acının sonunda gelen güzellikler. En başında bir aşk hikayesi sandığım bu kitapta İzmir'in İşgaline ve 12 Eylül askeri darbesine bağlanıyor. Yaşanılan acılar, geçmişin gizemi romanın tüm karakterlerinin gözünden ayrı ayrı anlatılıyor. Dolayısıyla romanda ikinci plana atabileceğimiz bir kişi dahi yok. Hepsi özel.
Kitap Oktay Onur Yortan ile Filiz Canan'ın söylenmemiş onca sözleriyle, yarım kalan bir aşk hikayesi ile başlıyor. Biri cesurca aldığı kararlarla hayatını çizmeye çalışırken bir diğeri de aldığı kararların ileriki zamanda kendi içinde açacağı yaralardan habersiz bir şekilde doğru bildiği yolda ilerliyor. Sonrasında iki farklı yol, zamanın getirdiği acılar ve pişmanlıklar ortaya çıkıyor ve burası biraz can yakıyor. Kavuşmak, söylenmemiş onca sözü dile getrimek uzun zaman alacak.
Üç Kız Kardeş romanında Balıkesir'e daha görmeden hayran olmuştum. Bu kitapta ise Urla'ya hayran oldum. Şehrin ruhunu öyle güzel anlatıyor ki sevmemek elde değil. Kendimi bir an önce Urla'nın sokaklarına atmak istiyorum, kitabı mekanında tekrar yaşamak gibi bir şey bu