Daha okumaya ilk başladığımdan şu kapağı kapatana dek süregelen bir sarsılma yaşadım. Öyle ki son sayfalarda gözlerimin dolduğunu da belirtmek isterim. Bu kitap dilimde kekre bir tat bıraktı. İlk okuyuşumdu ama son olmayacağından o kadar eminim ki! O kadar bayıldım yani.
Her neyse gel gelelim içeriğe: Zweig bu kitabında isimden de anlaşılacağı üzere bilinmeyen bir kadının mektubunu sunmuş bizlere -bilindiğinin aksine ziyadesiyle uzun bir mektup-. Çocuk yaşından ölene dek aynı coşkuyla tarafsız bir aşk yaşayan kadının mektubu... Okuduktan sonra aşka bakışım tazelendi. Keşke sonu o şekilde bitmese idi, ah... Her kadın sevgiyi, her aşk mutlu sonu hak eder. O mektubundan sonra hayatı bitmemiş olan bir kadın görse idik muhtemelen R.; bilinmeyen kadının içindeki "ben" i mutlak bir şekilde tanıyacak, her kadına baktığından daha tutkulu bir gözle bakacaktı. Sonunun öyle bitmesini istesem de biraz klişeye kaçardı. Stefan Zweig yine en güzelini yapıp bizi bu muhteşem eserin karakterinin o sansasyonel hikayesine konuk ettiği için ona sonsuz şükran ve beğeni besleyeceğim!!!