Pek Kıymetli Okurlar,
Peyami Safa denince akla ilk gelenin dilindeki sözcüklerin ahengi ve zarafeti oldugunu biliriz. Eserlerindeki hazin sonları da biliriz... Ama yalnızlığı okumadan bilememişiz.
Safa aşığı bir okur olmam bu kitaba başlama sebebim olsa da bitirebilmem başkarakter Samim'in işi. Unuttum yazarı da yapıtı da... Buldum Samim'in yanı başında kendimi.
Son sahifelerine varana dek binbir buhrandan geçti gözlerim dudaklarım... Büzüştüğünü de gördüm büyüdüğünü de uzuvlarımla ve psikolojik tahlillerimle dolandım satır aralarında.
Eserin her yerini adeta kalemimle takip ediyor gibi uzun uzadıya çizmemin yanı sıra beni benden alan bir ifade var ki defalarca okumama okuyup okuyup düşünmeye sevk etti.
Kuru eser övgüsü yapmak çok tasvip etmediğim bir durumdur ama eseri övmeden okumak da mümkün görünmedi.
"İşte şimdi dudaklarında ölümün serinliği vardı"
Bu hissi bir ölüyü öperek vedalaşanlar pek ala bilir. Ve devam ediyordu satırlar...
"Ölüm onu çirkinleştireceği yerde,o ölümü güzelleştiriyor" en can alıcı satırda bir onay bekliyor Samim ruhu alınmış kadından...
"Öyle değil mi Necile?"
Keyifle ve muhakak okumanız dileğiyle esen kalın...