·540 syf.····Okunma: 31 Ağustos 2021 02:49 Bir kitap bu kadar mı hızlı okunur; evet okunuyormuş. Sanırım ilk kez 500 küsur sayfalık bi kitabı bu kadar hızlı devirdim. Aradığım şey gerçekten buymuş bir kitap serisinde, serinin ilk üç kitabı artı "üç buçuk" uncu kitap olarak geçen novellasına aylardır sahibim fakat yeni okumaya zaman ayırdım iyi ki de ayırmışım inanılmaz güzel bi dünyaya girdim. Seriyle ilgili çok iyi veya çok kötü söylemler içeren fazlasıyla yorum okudum hem bu platformda hem de yabancı review sitelerinde. Hangilerine katılıp katılmadığımı yazımın devamında belirteceğim.
SPOILER UYARISI
İlk olarak aslında uzun bir kitap olduğu için düşüncelerimi tek seferde toplayamayacağımı varsayıp notlar almaya kalkışmıştım fakat onu da başaramadım aklıma gelenleri yazmaya çalışacağım:)
Ana karakterden bahsedelim; Feyre beklediğim gibi biri gerçekten, güçlü bir kadın karakter ama çoğu insanın yazmış oluğu gibi inanılmaz derecede kararsız ve kendiyle çatışıp duruyor özellikle kitabın ilk 1/3'ünde falan. Tamlin'i seviyor mu sevmiyor mu kalmak istemiyor mu istiyor mu, ailesine onun yokluğunda bakıldığını öğrenince "o zaman tamam kaçmayacağım buradan" diyor iki sayfa sonra "ah gittiler şimdi kaçabilirim tam vakti" diyor vesaire. Ama peri halkına güvensizliğine ve korkusuna vuruyorum bu git gel çatışma hallerini; çok da mantıksız ve saçma gelmedi açıkçası. Biraz da sinir olduğum durum aslında negatifliğinden kaynaklıydı Feyre'nin en başta. Kendisine zarar verilmeyeceği bin kere belirtilmiş de olsa, odalar ve giysiler verilmiş, karnı en güzel yiyeceklerle doyuruluyor da olsa sürekli olarak gereksiz bir gurur haline büründü ama yavaş yavaş o halini de kaybetti malum Tamlin'e aşık olunca. Aşk olayı da yavaş yavaş yedirilmiş, Tamlin üstün ırk olduğu için cinsel bir zorlama olmaması ve tamamen kendi duygu hallerine bağlı bir birleşme olması çok iyiydi. Stockholm Sendromu yaşayan bir kızcağızımız da Feyre ama ne yalan söyleyeyim kim olsa etkilenir o ortamdan.
En beğendiğim özelliklerinden biri şu oldu bu kitabın; belli bir noktada anlam veremediğiniz bir hareket bir söylem vesaire olduğunda anlamadığınızda ilk bi keyfiniz kaçar ya acaba ben neyi kaçırdım diye, işte bu kitap size her şeyin açıklamasını veriyor ileriki sayfalarda. Bu da önceden ne kadar iyi düşünülmüş iyi oturtulmuş bir hikaye olduğunun kanıtı. Açık uç veya aklınızda soru bırakmıyor. Amarantha'nın laneti olayını kitapta çok geç öğrendik ama hep en baştan beri bunu açıklamak için yavaş yavaş parçalar yerleştirmişler kitaba; hatta Feyre'nin peri kurdu öldürürken kurdun karşılık vermemesi detayı bile sonradan Tamlin'in onu oraya zaten ölmesi için gönderdiğini öğrenmemiz bile başı ve sonunun ne kadar güzel birleştirilebileceğini gösteren hoş bir detaydı.
Feyre'nin özellikle inatçılık özelliğinin çok baskın olduğunu düşünüyorum, değer vermiyor gibi görünüp aslında sevdiği adam için hiçbir şeyden vazgeçmeyen bir tip. Ama kalkıp deli kraliçenin inine de gitmezsin birkaç aydır sevdiğin adam için dimi yani? Neyse en azından sonu hoş bağlandı, Feyre kızımız hallediverdi bilmeceleri, oyunları. Tamlin'in yardım için hiçbir şey yapmamış olması biraz beni uyuz etmiş olsa da Rhysand'in kötü çocuk maskesinin altında başka birinin olduğunu görmek yavaş yavaş kabuğunu kırmasını görmek zevkliydi. Tamlin'le aralarındaki aşk çok güzel bağlantıları çok güzel ama birbirlerini çok fazla sevdikleri için birbirlerine zarar vericeklerini düşünüyorum şahsen devam kitaplarında. Zaten kuşların söylediği bilgilere göre Feyre aslında Rhys'le beraber oluyormuş eninde sonunda, ama inanılmaz merak ediyorum ilk kitapta kendinden nefret ettiren Rhys nasıl bir değişime uğrayacak, Tamlin ile Feyre bu kadar aşıkken ne olucak da nasıl ayrılacaklar vs. Hem de Feyre artık Ulu Peri olarak yeniden doğmuşken. Ayrıca okuduğum bazı yabancı incelemelerde Tamlin'in pek de tarafı tutulacak bir tip olmadığını aksine Rhysand'in harika bir erkek karakter olduğu söyleniyor; seveni baya bol.
Lucien'den bahsetmeden geçmeyeceğim, gerçekten sadık bir dost ve çok iyi bir arkadaş özellikle kitabın sonlarına doğru Feyre ile birbirleri için hayatlarını riske atmaları, fedakarlıkları güzel bağlarını gösteriyor. Tam en yakın arkadaş materyali bir çocuk; eğlenceli, güvenilir sadık.
Son olarak unutmadan Feyre'nin ailesinden bahsetmek istiyorum; kitabın başlarında dedim ki bunlardan daha sinir bozucu bir aile olamaz sanırım, kız eve ekmek getiriyor, evi resmen geçindiriyor, aç kalmasınlar diye avlanıyor, tüm yük bu kızın omzunda. Ama hala daha iki abla Feyre'yi tersliyor sanki onlara o bakmak zorundaymış gibi. Neymiş efendim annesine söz vermişmiş. Baba zaten sakat hiçbir işe yaramıyor. Onların da iç yüzünü öğreniyoruz sonradan çok gıcık olduğum ablası Nesta'da güvenilir ve sağlam bir karakter olarak çıkıyor karşımıza bir ara kitapta. Tamlin'in Feyre'nin ailesi için yaptığı her şey çok güzel ve düşünceliydi bu kadarını beklemezdim, Feyre'ye ne kadar değer verdiğini gösteriyor bu da.
Sonuç olarak kitabı çok ama çok beğendim, evet yazım hatası bir kaç tane var, evet yer yer çeviri uymamasından kaynaklı "tünik" gibi kelimeler var ama bu tamamen Dex kitabın ve çevirmenlerin suçu, benim fikrimce hikayede hiçbir eksiklik yok, çok güzel bir dünya çok güzel bir hikaye. Sabırsızlıkla 2. Kitabı okuyacağım.