·520 syf.····Okunma: 30 Ağustos 2021 18:02 6 ay önce en merak ettiğin kitap hangisi diye sorsaydınız cevabım tartışmasız Martin Eden olurdu. Okuyan herkes -cidden herkes- onlar için başucu kitabı olduğunu ya da hayatlarında okudukları en iyi kitap olduğunu söylerken büyük beklenti içerisindeydim. Fakat yorumum biraz farklı olacak.
Zengin, burjuva bir ailenin kızına âşık olan Martin Eden, Ruth’a kavuşabilmek için kültürlü ve bilgili biri olması gerektiğini anlar. Bu yüzden bir yazar olmayı kendine hedef edinir. Hayaline ulaşmak için ise gece gündüz çalışır.
Tam 115 gün. Martin Eden’ı tam 115 günde bitirebildim. İlk 150 sayfası fena değildi ama bir şeyler oldu ve ben kitaptan koptum. Öyle böyle bir kopma değil yarım bırakmamak için ağlayarak okuyacak seviyeye geldim.
Okuduğum çoğu yorumda sürükleyici ve akıcı olduğundan, yalın dili sayesinde kısa sürede bitirildiğinden bahsediliyor. Ben tam tersini hissettim. Olay örgüsü sıkıcıydı inanın ne olacağını hiç merak etmedim. Kalın olmasına rağmen çok bir şey olmuyor hatta olaylar sürekli kendini tekrarlıyor. Martin sürekli yazı yazıp başarısız oluyor ve Ruth’un ailesine yemeğe gidip orada üst sınıftan insanlarla felsefi sohbetler ediyor.
Martin’e değinmek istiyorum ki kaba tabirle kendisinin derdi beni pek germedi. Anlamadım, ısınamadım. Amerikan edebiyatı seçici olduğum bir edebiyattır özellikle amerikan rüyasını işleyen klasik kurgulardan cidden sıkılıyorum. Bu kurgudan dolayı da yazarın karakterlerin sohbetleri sırasında değindiği düşüncelere odaklanamadım.
Şöyle bir şey var katılır mısınız bilmem. Yıllar önce Genç Werther’in Acıları’nı okumuş ve hiç sevmemiştim. Martin Eden’ı da biraz bu kitaba benzettim.
Uzun lafın kısası yorucu ve sancılı bir okuma süreciydi. Fazla seveni olduğunu biliyorum hatta beğenmeyen sayılı kişilerden olabilirim. Önermiyorum diyemiyorum yalnız bana hitap etmedi belki farklı yaşta ve ruh halinde okusaydım severdim. Zevkiniz benimkiyle uyuşuyorsa beklentinizi biraz düşürmenizi önerebilirim.