·504 syf.····Okunma: 03 Eylül 2021 08:25 Normalde inceleme yazarken olabildiği kadar alıntı paylaşmayıp sadece kendi cümlelerimle düşüncelerimi ifade etmeye çalışırım ama bu kitap için pek mümkün görünmüyor.
<Bir gün vücudunda biraz kırıklık hisseden Cüneyd-i Bağdâdî hazretleri: “Ya Rab, bana âfiyet ihsan eyle!” diye duâ etti. Bunun üzerine derhal gaipten bir ses: “Ya Cüneyd! Sana ne oldu ki benimle benim mülküm olan vücudun arasına girerek âfiyet talebinde bulunuyorsun?” diye seslenip onu kınadı.>
Buradaki ilginç rivayeti okuyunca benim aklıma zahiren kitaptaki alıntıyla zıt gibi görünen birkaç hadisi şerif gelmişti.
"Sizden herkes, ihtiyaçlarının tamamını Rabb'inden istesin, hatta kopan ayakkabı bağına varıncaya kadar istesin."
Tirmizî, Daavât 149, no: 3607, 3608.
"Allah Teâlâ Hazretleri hastalığı da ilacı da indirmiştir. Ve her hastalığa bir ilaç var etmiştir. Öyleyse tedavi olun. Ancak haram olan şeyle tedavi olmayın." [Ebu Dâvud, Tıbb 11, (3874).]
<Kutsal kitap Tevrat’ta da şu ilâhi beyan vâki oldu: >
Bizim kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'dir. Belki de kitabın diğer baskılarında aynı cümle geçmiyordur.
<Cenâb-ı Yezdan'ın rahim ve rahmân olduğunu bildikten sonra.. >
<Ey gece karanlığında gizlice dua edip medet ve yardım isteyen biçarelere inâyet eden Yezdan!>
"Yezdan" kelimesiyle ilk defa karşılaştığım için anlamını bilmiyordum. Kelimenin anlamı TDK'ya göre; Zerdüştlerin iyilik tanrısı. 'Allah' için aynı kelimeyi kullanmanın caiz olmadığını bilmek için alim olmaya gerek olmadığını sanıyorum. Yinede birinin aklına takılırsa ilim ehline sorabilirsiniz.
<Bu arifler zümresi; daima fakirliği zenginliğe, şiddeti rehaya, zilleti izzete, marazı sıhhate tercih ederler.>
Hz. Hüseyin'in "Zillet bizden uzaktır!" diye bir sözü vardı öyle değil mi?
“Kuvvetli mümin, zayıf / güçsüz müminden daha iyi, daha üstün ve Allah’a daha sevimlidir.”(Müslim, Kader, 34; İbn Mace, Zühd, 4168)
<Nefse hafif gelen amelleri seçmek, hakikat erbabına göre kalbin manevî nifakından sayılarak itibardan uzaktır.>
Kişinin nefsine zulmetmesi muttakilik değildir. Biz nebevi sünnetten bunu öğrendik.
"Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem iki şey arasında muhayyer bırakıldı mı, `günah olmamak kaydıyla, mutlaka en kolay olanı tercih ederdi.` Eğer kolay olan herhangi bir günahı gerektiriyorsa, o zaman, ondan halkın en uzak duranı olurdu."
(Buhari, Menakıb 23, Edeb 80, Hudud 10)
<Cüneyd-i Bağdâdi hazrederinin istiğrak ve tecellî zamanında “Cübbem'in altında Allah’tan başka bir şey yoktur!” demesi ve bazı büyüklerin “Levh-i mahfuz benim, kalem benim!” buyurması bu konuda açık bir misaldir.>
Cüneydi Bağdadi'nin böyle bir sözü yoktur. Kitapta bu tür sözler aktarılırken belki de basım hatası yüzünden birçok yer birbiriyle çelişiyor. Konuyla ilgili olarak bazı alimlerin sözleri:
Gazzâlî “fenâ” mertebesine eren sûfîlerin “sekr” halinde iken müşahede ettikleri varlığın dışındaki bütün varlıkları yok saydıklarını ve yaşadıkları yüksek vecd hali sebebiyle bazan hulûl iddiasında bulunduklarını belirtip bunu hayalden kaynaklanan bir yanılgı olarak değerlendirir (İhyâʾ, II, 291)
Süyûtî de Gazzâlî’ye atıfta bulunarak sûfîlerin vecd halinde söyledikleri sözlere itibar edilmesini doğru bulmaz ve bir anlamda onları mâzur görür (Tenzîhü’l-iʿtikad, vr. 201a-202a).
Sülemi, "Tabakatu's-sofiye"sinde (s. 307-311) Hallac hakkında şöyle demektedir: "Mutasavvıflar onun hakkında farklı görüşte dirler. Çoğu onu reddetmiş ve tasavvufun dışında kabul etmişlerdir. Bazıları onu kabul etmiştir. Ayrıca bkz. Ravzatü'l-cennat, s. 236.
Ali ibnü'l-Enceb es-Sai, "Ahbarü'l Hallac" adlı eserinde Ebu Muhammed el-Cisri'den naklen şöyle dediğini nakletmektedir: "Cüneyd'i gördüm. Hallac'in aleyhinde konuşuyordu. Amr b. Osman el Mekki, Ebu Ya'kub en-Nehrcuri, Ali b. Sehl el İsfehani ve Muhammed b. Davud el-İsfehani de aynı şekilde onu zemmediyorlardı."
Tekrardan söylüyorum benim kitapla ilgili şahsi bir kanaatim bulunmamaktadır. Yalnızca olmazsa olmaz bir kitap olarak görmüyorum.