Gönderi

İçim Üşüyor Alyoşa
Puan vermedi·1025 syf.··
2019 2. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2019 16:48
Kitabın önsözünde belirtildiği üzere gerçekten de Fyodor Pavloviç Karamazov, bu kitabın içindeki en adi duygulara sahip karakteri olarak toplumun bir çeşit baş belası sayılır. Bu bela kısmına bir de soytarılığı dahi yapan kişiliğini eklersek onun zayıf karakterinin iç yüzünü öğrenmekle beraber toplumda ona benzer kişiliklerin aynasına da bakarız. Onun kötü olduğuna da iyi olduğuna da inanmıyorum; onda ilgi için yapılan kötülük ve iyiliklerin karışımından oluşan belirsiz bir hayalete benzer kişilik var. Çocuklarına nefret duymaz ama arayıp da sormaz. Bire bir kötülüğe karışmaz ama şöhretin kötü kapılarını da çalmadan edemez. Ailenin en küçük erkeği Alyoşa, babasının belirsizliğinin aksine hangi cevherden olduğunu belli eden bir parıltıya sahiptir ancak son zamanlarda büyük abisinin yanında olması onu yolundan saptırabilir. İnsanların bazen de doğuştan mistik inanca sahip olduğuna bir kanıt olarak doğmuş olan bu karakterin yalnızca gurur ve temiz ahlak dışında bir özelliğini göremiyoruz. Belki de ilerleyen zamanlarda daha farklı taraflarını fark edince şaşırabiliriz. Romanın genel yapısı üzerine konuşursam üstünde durulması gereken ilk konu bana kalırsa dönemin ateşli tartışma konusu olmuş sosyalizm olmalıdır. Bu konuya yabancı olan taraf ile bu konunun muhatabı Avrupa'da eğitim görmüş enteller arasında sık sık anlaşmazlıklar vardır. Muhafazakar taraf Kilise'nin hukuk ve adalet üstünlüğüne inanıp toplumun hukuk ve adalet yönünden gelişimini Kilise ‘ye bırakmayı düşünürken Avrupalı sayılan okumuşlar bu fikrin son derece saçma daha fazla olarak da gerici bir yaklaşım olarak değerlendirir. Demem o ki, kesimler arasındaki bu görüş ayrılıkları şimdilik karakterler arasında engel yaratırken ilerleyen bölümlerde ne olacağını bilemem. Yukarıda da ancak okuduktan sonra fikir sahibi olacağım düşüncesine katılarak kitabın yarım kalmış yorumunun devamını getirmek istiyorum. En son yazmış olduklarımdan fazlasıyla uzaklaşacak denli okudum ve her karakterin yarattığı ağırlığı hatırlayarak yazmaya başlayayım. Şöyle ki bir kere yazar Dostoyevski, romanını sağlam kimlik yapısını oluşturduğu karakterleri oynatarak kendi profesyonel yanını gözler önüne sermiştir. Her karakterin öz yapısını inceden inceye aktarmak, kurguya nasıl dahil olduklarını belirtmek, diğer karakterlerle olan etkileşimini göstermek ayrıca bir emeğin göstergesidir. Böylesi inceleyici bir yanının yazara kattığı en büyük katkısı ise bir klasik yazarı olarak tarihe yazılmasıdır. Roman karakterleri gerçek hayatta olduğu gibi bir anda kişilikleri oluşmamış, belli olaylar ve insanlar sonucu meydana gelmiştir ve böylece saf bir gerçeklik romanın iç yüzünü gösteriyor. Romanın diğer iç yüzünde ise her bir karaktere verilen hikayedir. Her biri boşuna satırlara adı yazılmadan olay sürecini etkileyecek bir tarzı vardır. Bir keşişin romanda bulunuşu dönemin tarzından dolayı yazarın koyduğu bir isim değil, daha ziyade ana karakterlerin sonra yaşanacak olaylar karşısında onları etkilemesi, olay örgüsüne ilmek atmaları içindir diye düşünüyorum. Tabi karakterlerin kendi hikayeleri olduklarını gördük ama bir şey daha dikkat çekicidir. O da, karakterlerin mükemmel olarak aktarılmadan, bir insanın gerçek hayatta da sahip olabileceği bir kişilik üzerine inşa edilmesidir. Zayıf yazarlar, olayların öznesi karakterleri en ideal şekilde aktararak onları okuyucu için yüce gösterdiklerini sanarken yanılırlar çünkü okuyucu yüceliği en idealde değil içten içe en tanıdık hisleri paylaştığı karakterde aramaktadır. Bu yönden de romanın yazarının uzunca bir zamandır klasik olmasının bir diğer sebebini öne koymuş olduk.
Roman
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,2bin okunma
·
81 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.