Hırs, ihanet ve pişmanlık... Öldürücü bir hastalık gibi bulaşan ve insanı yavaş yavaş tüketip yok eden üç keskin duygu... Eser boyunca bu üç duygunun insanda yaptığı tahribatı M
acbeth ile karısı üzerinden görüyoruz.
İdeolojileri sadece kötülemeyi pek sağlıklı bulmam. Çünkü ileri sürülen her ideolojinin çıkış noktası insanlara daha iyi bir hayat sunma hedefinden çıkmıştır diyebiliriz. Ancak bu eleştirilemez, iyi veya kötü yönlerinin açıklanamaz olduğunu göstermez. “Her şey zıddıyla kaimdir.” sözünü çok severim. Her şeyin en basit özetiymiş gibi gelir bana. Beyaz siyahla anlam kazandığı gibi her iyilikte de kötülük vardır, her kötülükte de iyilik. Bunu biraz açmak istiyorum. Örneğin ihtiyaç sahibine yardım edildiğinde insanın egosunun okşanması aslında bir kötülük değil midir? Veya onu hep yardım almaya teşvik etmiş olmuyor muyuz bir yerde? Evet, bunu herkes kabul etmeyebilir belki ama reddetmek de pek olası değildir. Felsefi olarak daha derine inmeden demek istediğime geliyorum. Kapitalizm günümüzün en vazgeçilmez ideolojisi oldu. İnsana daha iyi şartlar sunmak istemesi en iyi tarafı. Ancak bir yerden sonra artık insanda doyumsuzluk oluşturması da en kötü yönü. En basitinden hiç ihtiyacımız olmayacak şeyleri de gözümüze sokuyorlar artık. Geçen gün uzaktan kumandalı ampül aldım örneğin. Alırken heyecanlandım. Bir iki gün kullandım. Şimdi ise benim için bir anlam ifade etmiyor. Bu basit bir örnek ama düşününce insanların aslında ihtiyacı olmayan ne çok şey için mücadele ettiğini herkes görüyordur.
İnsanın imkanları da ömrü de sınırlı. Bunun için herkesin amacı şu sınırlı imkanları dahilinde en iyi yaşama ulaşabilmek. Bazen arkadaşına özeniyor, bazen sosyal medyada şahit olduğu ilizyondan farkı olmayan hayatlara. Hep daha iyisini hep daha yenisini istiyor. Bunun adı hırs değil de nedir? Ve bir yerden sonra tıkanan imkanlarını açabilmek için ihanete başlıyor. Kimi yalan söylüyor, kimi bir şeyleri gizliyor, kimi insanları dolandırıyor. İhanetlerden kimse kaçamıyor. Lütfen bir bakın etrafınıza. Ne kadar çoklar, ne kadar çokuz...
Son adım pişmanlık... Hiçbir şeyin mutlu edemediği insan yığınlarının kaynağı bu hırslar, bu ihanetler değil mi?
Aslında hepimiz birer Macbeth ile Lady Macbeth değil miyiz?