Zweig, kendisinden haberi bile olmayan bir adama aşık olan kadının psikolojik çözümlemesini yalnızca tek kişinin iç dünyasından yola çıkarak yapıyor. Kadın,hayatı boyunca sevmiş olduğu tek erkek için kaleme aldığı bu mektupta kendi isminden hiçbir zaman bahsetmeyerek bir bilinmeyeni oynuyor. Ve yıllar boyunca sevdiği adama olan aşkını tüm saf duygularıyla öldükten sonra kendisine itiraf edebiliyor ama yine bilinmezliğini bırakmayarak ismine mektupta yer vermeyerek tek bir tarafın olduğu aşkı betimliyor. Ahmet Cemal'in de dediği gibi "Görünüşüyle ve eylemleriyle hep sıradanlık izlenimini yaratmış bir kişilikte gizli olan bu karakter özelliklerini bir biyografi çerçevesinde işleyebilmek ancak Stefan Zweig'in psikoloji birikimine sahip bir yazarın üstesinden gelebileceği bir iştir".