Gönderi

10/10
·481 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2021 14:30
Zülfü Livaneli, 60 yıllık bir aşk hikayesi anlatırken sosyal ve tarihi unsurlara da değiniyor. İkinci Dünya Savaşı döneminin Almanya'ya sığındığını ve Türkiye'ye kaçan binlerce insanın Avrupa'daki Holokost olaylarının son olaylarını ve yüzbinlerce Yahudinin tekrar Struma denilen bir geminin başlangıcını başlattığını anlatıyor. ÖZET Maya Duran, İstanbul'da yaşayan 36 yaşında bir anne ve çocuk. İstanbul Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümünde çalışan Maya, yurtdışından gelen yabancı konukları ağırlamaktan sorumlu. Bir gün, Maximilian Wagner adında 87 yaşındaki bir profesörle buluşmak için havaalanına gider. Maya'nın beklediğinin aksine, Profesör oldukça genç ve güçlü görünen yakışıklı bir beyefendi. 1939-1942 yılları arasında İstanbul'da yaşayan Maximilian, kaldığı Pera Palas Otel'de kalmak istiyor. Ertesi gün Maya, Profesörün kaldığı otelin önünde beyaz bir araç görür, bir gün önce aynı aracı gördüğünü hatırlar ve takip edildiğinden şüphelenir. Üniversiteye gittiğinde rektörün onunla konuşmak istediğini öğrenir. Onu takip ettiğini düşündüğü erkekler de o sırada rektör odasındadır ve Maya'dan Profesör'ün yaptığı her şeyi takip ettiğini bildirmesini ister. Ertesi gün Profesör Maya'ya Şile'ye gitmek istediğini söyler. Maya, Profesörün neden bu soğukta oraya gitmek istediğini anlamamasına rağmen, istediğini yapıyor ve Şile'ye gidiyor. Şile plajına vardıklarında Profesör kemanını çıkarır ve serende başlar. Profesör uzun süre sahilde kaldığında Maya duramaz ve Profesörün ellerinin mor ve titrek olduğunu fark eder. Hemen arabaya biniyorlar, ancak araba çalışmıyor, bu yüzden artık hizmet etmeyen yakındaki bir otele gidiyorlar. Yanlışlıklardan sonra Profesör sonunda hastaneye kaldırılır ve orada tedavi görmeye başlar. Bu arada MIT, Fransız ve Alman istihbarat örgütleri Maya'nın peşinde. Maya, Profesör Wagner'in hayatı hakkında bir araştırma yapar ve ondan ayrıntıları duymak için hastaneye gider. Doktora konuşan Maya, Profesörün 6 ay ömrünün kaldığını öğrenir. Maya Profesör ile konuşma şansı elde ettiğinde, Şile'ye gittikleri gün saydığı “Struma” yı soruyor. Bunun üzerine hayat hikayesini Profesör Maya'ya anlatmaya başlar. Katolik bir aileden gelen Maximilian Wagner, aşık olduğu bir Yahudi kızla evlenir. Evlendikten sonra karısı adını değiştirir ve başka bir şehre taşınır. Bu dönemde Hitler Yahudileri toplamaya ve öldürmeye başlar. Türkiye'de iş bulabilecek çiftlerden kaçmanın yollarını arıyorlar. Yola çıktıklarında Alman polisi tarafından durdurulur. Karısının Yahudi olduğunu anlayan polis onu kaçırdı. Profesör daha sonra yalnız İstanbul'a gelmeli ve karısını kurtarmanın yollarını arıyor. Sonunda karısını Filistin'e götürecek bir gemi bulmanın bir yolunu bulur. Bu geminin adı Struma. Şile söz konusu olduğunda durdurulan Struma, orada uzun süre kalmak zorunda. Türkiye gemiyi kabul etmiyor. Filistin gemiyi kabul edemiyor çünkü İngiltere'den korkuyor. Vali her gün Şile plajına gider, gemiye bakar ve karısını bekler. Nihayetinde, Rusya bir denizaltı fırlatarak gemiyi patlattı ve gemi battı. Şok ve hasta Profesör tedavi için Amerika'ya gider. Struma İngiltere, Rusya, Türkiye ve Almanya etkinliğinin gündemine gelmekten kaçınmak, bu nedenle Profesörü takip etmeyi umuyorlar. Ancak Profesörün istediği tek şey, karısının ölmeden önce öldüğü son yere gitmek ve onu sevdiği şarkıyı çalmaktır. Maya olaylardan sonra kovulur ve Profesör Amerika'ya döner. Bir süre sonra Maya, Profesörden, Profesörün kemanı Türkçe'ye çevirmek için gönderdiği bir kitabı içeren bir paket alır. Kısa bir süre sonra Profesör Maya'yı Amerika'ya çağırır ve son isteğini yapmasını ister. Bunun üzerine Maya Amerika'ya gider ve ölen Profesörün küllerini alıp Şile'den denize dökerek son talebi alır. Batık gemi Struma hakkında daha ayrıntılı bilgi için Halit Kakınç'ın Struma adlı belgesel romanını da okuyabilirsiniz.
Edebiyat
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,9bin okunma
·
166 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.