Gözden Kaçırılan Bir Figür Olarak Forrest Gump
Forrest Gump, çocukluğunda 70 IQ'nun altında olduğu düşünülse de, kendine düşkün bir karakterdir. Kitapta kendisini şöyle ifade ediyor: "Ben bir embesil veya hatta bir gerizekalı olmaya daha yakınım, ama şahsen kendimi yarı zekalı veya onun gibi bir şey olarak düşünmeyi tercih ederim - bir aptal olarak değil - çünkü insanlar bir aptal olduğumu düşündüğünde, daha çok Moğol salaklarından birini düşünüyorlar – yani Moğol derken gözleri birbirine çok yakın olanlar, Çinlilere benzeyenler ve kendileriyle saçma sapan çok fazla oyun oynayanlar."
Düşünüldüğünde böyle bir insanın kendisiyle barışık olması kendini gerçekleştirme düzeyinde olan ama asla fark edilmeyen bir kişilik olduğunu ortaya çıkarıyor. En nihayetinde yarı zekalı olduğunu düşünen Gump bile Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisine göre kendi düzeyinde kendini gerçekleştirmiştir. Sevdiklerine ve görevlerine olan bağlılığı, hayatını değiştiren birçok olayı beraberinde getirmiştir. Hayatı boyunca tarihte yer almış pek çok figür ve olayla karşılaşan Forrest Gump, engelini aşan ve dünyayı maceracı bir şekilde keşfeden zihinsel engelli bir adamdır. Yaşamda yönü yoktur; her gün, ona rehberlik edecek herhangi bir plan ya da program olmadan, dünyayı daha fazla keşfetmek için zaman harcar.
Forrest’ın arkadaş edinmekte zorlanması onu karşı tarafa hissettiği duyguların önüne geçilemeyen ve kasıtlı olarak içinde olup biten şeyleri bastırdığı bir duruma ittiği aşikardır. Buna rağmen kendine has düşünceleriyle, yaşadığı durumları farklılaştırmaya ve iyileştirmeye çalıştığını asla gözden kaçıramayız. İşte bu durum da bizi Fransız düşünür M. Foucault’un fikrine götürür: “Foucault'nun vurguladığı şey, bireyin kendisini eylemlerinin ahlaki öznesi olarak kurma biçimi, yani kendini geliştirme biçimidir. Çünkü Foucault, herkese uygulanabilecek normatif bir etik geliştirmek yerine, kendine özgü bir özgürlük ve düşünce gelişimi tarzı geliştirmeye çalışıyor." En nihayetinde, topluma söylenemeyen her şey, çevrenin açık bir dayatmasıdır. İşte bu yüzden insanlar kişiliklerinden farklı davranmak zorundadır. Bu sizi köşesi bile olmayan bir hapishaneye koyar. İşte Gump’ın kendi köşesine çekilip farklı olması da bunun cabası. Bizleri onun şahsi hapishanesine yönlendiriyor.
Bu hapishane, Forrest’ın ne ailede, ne arkadaş ilişkilerinde, ne okulda ne de orduda yer almasına olanak sağlıyor. Toplum içinde yok sayılan bir figür haline gelmesi de bunun sonucu olarak görülebilir. Bu durumu M. Foucault’un “Modern iktidar büyük gözaltıdır.” düşüncesine göre irdeleyebiliriz. Hareketleri ve düşünceleri kısıtlama, yakalama ve cezalandırma korkusu o kadar büyür ki iktidar sahiplerinden korkmayı bırakın, topluma aykırı olduğunu gösteren birey özne olur. Tıpkı Forrest gibi. Kişi, yakalanma ve cezalandırma korkusuyla gerçekte olduğundan farklı bir kişi gibi davranır.
Forrest direnecektir. Çünkü iktidar her yerdedir. Her şeyi kapladığından değil, her yerden geldiğinden dolayı her yerdedir. İktidar dolaşımda olan bir ağ olarak işlediğinden, bireyler kimi zaman onu uygulamak, kimi zaman da onun uygulanmasına katlanmak zorundadırlar.
Sevgi YETGİN