Puan vermedi·504 syf.····Okunma: 08 Eylül 2021 13:06 Ahmet Ümitten bir polisiye gerilim daha…
Kitap üzerine yazılan olumsuz eleştirileri okuyunca sanki beğenmeyecekmişim gibi hissedip okumayı hep ertelemiştim. Ancak yanıldığımı itiraf etmeliyim. Kurgusu, olay örgüsü, dili kullanımı müthiş. Arkeoloji ve mitolojiyle harmanlanmış, teknik terimlerle tıka basa doldurulmamış, ayrıntılar gözden kaçmamış, tutarsızlıklar abes değil ve en önemlisi de ne olay ne de mitoloji ve arkeoloji bilgisi ağır basmış. Dengeyi gayet iyi tutturmuş. Bunların yanı sıra yazarın daha önceki birkaç kitabında gördüğüm madalyonun öteki yüzünü çevirme, ötekinin bakışıyla olayları yansıtma burada da mevcut. Okuyanlar varsa eğer bilir, yazarın Kırlangıç Çığlığı isimli kitabında; Türkiye’ye gelen Suriyeli göçmenlerin durumunu, onların gözüyle görmeye çalışarak olay örgüsünü bu yönde kurgulamış ve okurlara “onları kınıyorsunuz, hatta nefret ediyorsunuz ama onlar da insan ve bunun farkında değilsiniz. Üstelik burada neler yaşadıkları üzerine düşünmüyor sadece onları yargılıyorsunuz.” Gibi bir mesaj vermişti.
Burada da benzer bir durum mevcut aslında. Yıldız karakteri üzerinden Almanya’ya uyum sağlamış, Alman kültürüne adapte olmuş, üstelik başarılı olmuş bir karakter yaratmış ve aslında sığınmacılara, göçmenlere bir şans verilse onların da Türk kültürüne adapte olarak uyum içinde yaşayabileceği mesajı verilmek istenmiş. Rudolf ve Otto karakterleri ile Almanya’daki neo nazilerin ideolojisi verilmiş ve burada da aslında Türkiye’deki milliyetçiler eleştirilmiş. Eleştirilmekle de kalmamış, düşüncelerinin yanlış olduğu, nefret söylemlerinin gereksizliği üzerinde durulmuş. Tobias karakteri ile eğer sığınmacılara olumsuz yönde bakılmazsa nasıl bir uyum içinde birlikte çalışılabileceği ihtimali gösterilmiş. Doğru olanın sığınmacılar üzerinden ben ve öteki ayrımı yapmak yerine, yanlış olana birlikte hareket ederek karşı koymalı düşüncesi okurlara verilmeye çalışılmış.
Kitabın geneline yayılan Alman devletinin içindeki Nazilere karşı yapılan operasyonlarda ve kitabın artık sonlarına doğru yaşanan bazı olaylarda Rudolf karakterinin; Alman devletinin, Nazileri kullandığı ve sonrasında onlardan kurtulduğu yöndeki söylemleri ile yazarın “Kukla” isimli kitabında Türkiye’nin ülkücüleri kullandığı ve işi bittiğinde de bir kenara attığı söylemleri benzerlik arzediyor. Burada da milliyetçi söylemlerin ve taraftarlarının, devletin çıkarlarına uygun olduğu dönemlerde, devlet ya da içindeki bazı kişi ve kurumlar tarafından kullanılmak için çıkarıldığı yapay bir ideoloji olduğu vurgusu yapılmış.
Kitapla ilgili yazılan eleştiri ve yorumlarda dikkatimi çeken bir şey vardı. Yazarın Türk yerine “Türkiyeli” tabirini kullanması. Evet bu kavram karışıklığı rahatsız edici. Ancak bunu bilinçsiz olarak kullanmadığı kanısındayım. Yukarıda da bahsettiğim gibi yazar milliyetçileri eleştirmiş ve Türk kavramı yerine Türkiyeli kavramını kullanarak bu eleştirisinin arkasında durmuş. Olmuş mu olmamış. Karşılaştırma yerinde gibi dursa da nihayetinde ne Türkiye Almanya ile sosyo-kültürel, sosyo-politik ve sosyo-ekonomik açılardan benzer bir ülke ne de Suriyeli ve Afgan sığınmacılar Türk göçmenlerle benzer konumda.
İyi okumalar dilerim :)