·355 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Aralık 2016 00:00 Sırf sizden farklı olduğu için, sadece bir kuş olduğu için, sabahlarınıza şakıyarak neşe katan bir varlığı vuramazsınız. Ya da vurursunuz, vurursunuz ama o kurşun hedeflediğiniz bülbülden seker ve içinizdeki insana isabet eder. Kitapta anlatılan da tam olarak bu: ölen bir bülbülün, işlenen bir günahın hikayesi.
Kitapta, ten rengine ve etnik kökene gereğinden fazla değer atfeden bir kısım vahşinin diğerlerine karşı tutumlarının üzerinde durulmasının yanı sıra; çocukça, koşullanmamış, saf bir bakışın ne kadar gerekli olduğundan bahsediliyor. Zaten ancak bu şekilde; saksağan ile bülbülü, sapla samanı, iyi ile kötüyü birbirinden ayırabiliyorsunuz.
Belki de tek mubah ayrım olan iyi-kötü ayrımına değer veren, hatta yaptığı meslek gereği bunun uğruna birçok şeyi tehlikeye atan Atticus; çocuklarını oldukça ölçülü yetiştiren, eğitimlerine ve erdemli birer insan olmalarına fazlasıyla önem veren bir aile babası olmasının yanı sıra "İstediğin kadar saksağanı vur vurabilirsen ama unutma, bülbülü öldürmek günahtır." sözüyle, kitaba adını veren kişi. Ne toplumun ne dinin ne de geleneklerin, kendisine dayattığı hayatı yaşıyor. Karşısına çıkan her olayı, kendi tekliğinde tekrar tekrar değerlendiriyor ve en az değer harcayacak şeyi yapıyor. Mesleği olan avukatlığa da bu şekilde yaklaşıyor.
Aslında Atticus; yapılması gereken, sevimsiz ama değerli işleri bizim yerimize yapan adamlardan biri. Bataklığın ortasında biten nilüfer misali; her toplumda tek tük de olsa bulunan, bizlere insan olduğumuzu hatırlatan, nesli tükenmeye yüz tutanlardan biri. Kitap da onun, Scout'a okuduğu masaldan sonra sarf ettiği şu sözlerle bitiyor:
"İnsanların çoğu iyidir, Scout. Yeter ki sen, onları bir gün gör."