Puan vermedi·216 syf.··
2021 18. kitabı
Roma'nın Gizem Dinleri Çiğdem Dürüşken Çoktanrıcı bir din olan Roma devlet dini, Roma devletinin varlığını ve birlikli bütünlüğünü koruyan ve tüm vatandaşların sadakatla bağlandıkları çeşitli inanç ve faaliyetler bütündür. Romalılar, rahip heyetinin başkanlığında çeşitli tanrılarla ilişkilerini düzenlemek ya da gerektiğinde bu ilişkileri yenilemek amacıyla yılın belli günlerinde bayramlar düzenler ve bu bayramlarda, yapılan dualar, adanan kurbanlar ve tapım biçimleriyle, tanrıları yatıştırarak aile ve devletlerinin güvenliğini sürdürürlerdi. Roma devlet dininin gelişimi, Roma'nın siyasal yaşamına ve bu yaşamdaki gelişmelere paralel olarak gerçekleşmiştir. Bu dinin ilkesi devlete ve Roma yurttaşlarına yararlı olanı çekip ayırmak ve devlet arenasında yönetime destek olarak işlev kazanmaktır. Romalılar dünyadaki her tanrıya taparlar. Onların gücü ve yetkesi tüm dünyanın en uç sınırına egemen olmuştur ve yetkesi güneşin geçtiği yolların ve koca Oceanus'un sınırlarının ötesinde yayılmıştır... Romalılar bir kenti ele geçirdikten sonra... fethettikleri halkın tanrılarına onur bahşederler. Tanrıları Roma'ya davet ederler, onları ve tüm dünyanın tanrılarını sahiplenirler... Böylece, Romalılar bütün ulusların dinsel ayinlerini kendilerine uyarlarken, kendileri de bir imparatorluk kazanırlar. Livius, bu dinlerin yayıldığı I.Ö 213 yılındaki genel görünümü şöyle yansıtır: Savaş sürüp gittikçe ve bir yenip bir yenilme insanların hem mal varlıklarını hem de duygu ve düşüncelerini etkiledikçe, sayıları gittikçe artan, çoğunluğu yabancı olan din, kenti kuşattı... Artık halk devlet dinine olan memnuniyetsizliğini gizlemez oldu. Insan ruhunun ölümsüz olduğunu söyleyenler yine Mısırlılardır. Onlara göre, beden öldüğünde, ruh art arda başka canlıların bedenine girer, yineden doğar; karada, denizde ve havada yaşayan bütün varlıkların içine girip çıktıktan sonra (bu göçler üç bin yılda tamamlanır), doğum sırasında bir insan bedenine girer. Yunanlıların bazıları (eskiler ve yeniler) bu öğretiyi kendilerininmiş gibi gösterdiler. Bilge olmayan bir adamın ruhu, su sızdırdığı ve hiçbir şeyi tutamayan dönek ve unutkan olduğu için, bir süzgece benzetilmiş. Tanrıçanın sembolü olan siyah gök taşı bütün tapınaklarda mevcuttu. Constantinus'un zamanında Mithras da diğer Doğu dinlerinin yazgısını paylaşmak zorunda kaldı ve tapımın gerçekleştiği mağaralar yerini Hıristiyanlığın bazilikalarina bıraktı. Roma Gizem dinleri, ölüm ve yeniden doğuş gibi temel içerikleriyle, kurtuluş düşüncesiyle, törensel ve sembolik bir takım özellikleriyle Hristiyanlığa kaynak oluşturdukları halde, bu yeni dinin karşısında tutunamamaları, onların, Hıristiyanlık tanrıbilimi gibi bir tanrıbilimi olmayışları, felsefi içeriklerinin zayıflığı, ekklesia türünde bir örgütlenme biçimine sahip olmayışları, evrensel bir akidelerinin bulunmayışı gibi nedenlerden kaynaklanmıştır. Bunun sonunda, Hıristiyanlığa miras olarak bırakabildikleri özellikleri dışında, bu yeni dinin karşısında tümüyle geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Roma'nın Hıristiyanlığı kabulünün ve bu dönemden sonra başa geçen imparatorlarının da, bu dinin yaygınlaşmasına tehlike oluşturacak hiçbir inanç unsurunu barındırmak istememesi, onların yok oluşunu kolaylaştırmıştır. Varlıklarını en fazla, farklı kültürler yumağı olan Hellenistik dönemde duyumsatan ve dolasıyla en iyi günlerini bu dönemin güçlü felsefelerine dolanarak yaşayan Gizemler, I.S. 391-92 yılındaki imparatorluk kararnamesiyle din tarihin karanlık sayfalarında kaybolmuşlardır. Romulus'un düzenlediği Roma'nın ilk takvimine göre, Roma'nın kuruluş tarihi (i.ö 753) başlangıç noktası kabul edilerek yıllar belirlenmişti ve 304 günden ve 10 aydan oluşuyordu.... ... .. .
Roma'nın Gizem DinleriÇiğdem Dürüşken · Arkeoloji Sanat Yayınları · 200049 okunma
·
216 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Çevirmen Türkçeyi katletmiş. Kitabı yarım bırakmak zorunda kaldım. :(