Palavradan tarihî roman. Yazarın profesör olması, aristokrat olması, şahane okullardan mezun olması onun iyi bir yazar olduğunu göstermez.
Daha girişte romandan çok "ben size ders veriyorum ha!" tarzında bir anlatım var. Öbür edebiyat profesörü var ya (iskender pala), onun üslubuna yakın üstenci bir bakışla yazılmış, sıkıcı bir metin.
Tarihteki "bizim" kahramanların şanssızlığı ya yavuz bahadıroğlu veya iskender pala gibi şahısların kaleminden kâğıda dökülmeleri...
Yabancı yazarların tarihî romanlarını okurken ya da filmini seyrederken mest olurken, yerli yazarlarımızın yazdıkları ilkokul müsameresi metinlerde (mecazen) kusuyoruz.
Alexander dumas'ın, balzac'ın, hatta wilbur smith'in romanlarını okurken sanki o dönemde yaşıyoruz. Bir de edebiyat parçalayan bizimkiler...