Gönderi

10/10
·315 syf.··
Beğendi
·
2021 18. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 14 Eylül 2021 13:58
Taşları Yemek Yasak kitabını okumaya başladığım zaman kitabın içerisinde İsmet Özel'in sorduğu soruları görünce daha önce bu soruları düşünmeyi neden  aklımın ucundan bile geçirmediğimi sorup durdum kendime. Kitapta sorulan sorular, İsmet Özel'in verdiği cevaplar ve özellikle konu başlıkları çok dikkatimi çekti.  Çoğu soruyu nefsime ilk defa sordum ve ne yazık ki pek de olumlu cevaplar alamadım. Konu başlıkları ayrı olarak gözükse de birbirinin devamı niteliğinde. Yine İsmet Özel'in kaleminden muhteşem bir eser. Kitaptaki her şeyin özenle seçilip yazıldığı çok belli. Yavaş yavaş, sindirerek, üzerine düşünülmesi gereken ve tekrar tekrar okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.  Kitabı okurken kendi inancımı, davranışlarımı, alışkanlıklarımı sorgulama fırsatı buldum. Kendi adıma konuşacak olursam çoğu kez dediklerini anlamakta zorlansam da İsmet Özel okumak bana çok şey katıyor.   İsmet Özel, okuyucuya, Müslüman olmanın bizlere yüklediği  sorumlulukları doğrudan doğruya öğrenmenin kaynaklarını her seferinde Kur'ân ve Sünnet'e yönelmeye ve Müslümanlar için tek yol gösterici bu iki kaynağın olduğunu sürekli hatırlatıyor.  Yazar, kitabın önsözünde de yazdığı gibi "İslâmî sorumluluklarımızın merkezden muhite yerine getirilmesi inancıyla yazılmış bir metindir elinizdeki kitap. " diyerek kitabın yazılış gerekçesini anlatmıştır.  İsmet Özel kitabında diyor ki: " Eskiden "durmayalım, düşeriz. " derlerdi. Şimdi düştüğümüz, her tarafımızın çürükler içinde oluşundan belli. Ama düşünmeye hâlâ niyetimiz yok gibi." Bugünkü durumumuzu açıklamak adına çok güzel bir söz.  Düştük düşünelim bari. Sözlerimi kitabın son kısmı olan Taşları Yemek Yasak denemesi ile bitirmek istiyorum. Anlayarak okumanız dileğiyle:) Ormanın derinliklerinde yürümekte olan avcı ağaçlardan biri üzerinde bir levha görmüş. Levhanın üzerinde şu sözler yazılıymış: Taş Yemek Yasaktır. Bu anlaşılmadık uyarı karşısında avcı meraka kapılmış. Levhanın asılı olduğu ağacın yönündeki ayak izlerini takip etmeye başlamış ve izlediği yol onu bir mağaraya götürmüş. Mağaranın ağzında bir derviş oturmaktaymış ve avcı yeterince yaklaştığında konuşmaya başlamış: "Zihnine takılan soruyu biliyorum. Şimdiye kadar taşları yemeyi yasaklayan bir uyarı levhası hiç görmedin, çünkü insanların taş yemeye zaten ihtiyaçları yok. İnsanları zaten yapmaya eğilimleri olmayan bir konuda uyarmak niye? İnsanlar arasında taş yeme adeti yoktur, onlara yapmayacakları şeyi yapma demenin ne anlamı var? Ancak şuna dikkat et: İnsanlar arasında adet haline gelmiş öyle davranışlar, öyle alışkanlıklar vardır ki, bunlar insan için tıpkı taş yemek gibidir. Eğer zararı bakımından düşünürsen taş yemekten çok daha büyük tahribat yapan işlerdir bunlar. Bunlar taş yemek kadar budalaca, insanın öz niteliklerine yabancı tutum ve davranışlardır. Eğer insanlar acınacak haldeyse, insanlar arasında zulüm, haksızlık, merhametsizlik, yozlaşma ve ihanet hüküm sürüyorsa bunun sebebi insanların sanki taş yermişçesine yedikleri bunca nesneden, taş yemeye mümasil tavırlarından doğmaktadır. Senin levhayı gördüğün yerde bir pınar olmuş olsaydı ve ben oraya su zehirlidir yazmış olsaydım sen bunu manalı bir söz sayacak, yerinde bir uyarı kabul edecektin. Büyük bir ihtimalle de benim ayak izlerimi takip edip buraya gelmeyecektin. Çünkü yasaklanan şey senin aklına uygun gelecekti. Gerçekte suyun zehirli olduğunu yazan insanın emrine uymuş olacaktın. Kendi aklına uyduğunu sanarak benim keyfime uygun davranmış olacaktın. Ama orada taş yemeyi yasaklayan bir levha gördün ve acaba bunun hikmeti nedir diye kendine bir yol açtın. Ben de sana insanların gerçekte yaptıkları birçok işte taş yemeye benzer davranışlar gösterdiğini ve aslına bakılırsa taş yediklerini söyledim. Eğer söylediklerimi anladıysan aramızda hakikatin bir parçası tecelli etti. İşte Allah'ın insanlar için gönderdiği emir ve nehiyler böyledir. İnsan ancak bu emir ve nehiylerle hakikatin nasıl tecelli edebileceğini öğrenebilir. Eğer Allah'ın emrettiği ve yasakladığı şeylerle ilk karşılaşan insan bunu tabii karşılarsa, aklına uygun bulursa bu emir ve nehiylerden hiçbir şey öğrenemez. Ama bazı izleri takip edip bu emir ve nehiylerin nelere tekabül ettiğini öğrenebilirse hakikate varabilir. İnsanın taş yemeye ihtiyacı yok diyorsun. Öyleyse şunu düşün: İnsanın ihtiyacı olandan fazlasının elinde tutması kendisi için taş gibidir. Bu yalnız mallar, servet, güç gibi nesnelerde geçerli değil. Merhamet, şefkat, tevazu gibi şeyler için de böyle. Bilgi için de böyle. Eğer herhangi bir şey insanların istifadesine açıksa ancak istifade edildiği kadar o ‘şey’ olur, o şeyden istifade edilmezse artık o taştır ve gerçekten onu istifadeye konu etmeksizin kullananlar taş yemiş olurlar. Sana yaramıyorsa bırak başkasına yarasın. Sana yaramadığı halde sende olan hem senin hem başkasının aleyhinedir. Taşları yeme, taşları yemek yasak."
Taşları Yemek Yasakİsmet Özel · Tiyo Yayınevi · 20244,070 okunma
·
272 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.