·200 syf.····Okunma: 14 Eylül 2021 16:28 Surname Osmanlı döneminde şenliklerin, düğünlerin gerçekleştirilme anının kaydedildiği defterlermiş. Cumhuriyet döneminde halka açık olarak gerçekleştirilen son "şenlikli" idamın eleştirel romanı Aziz Nesin'in Surname'si.
Bu kitabı al hukuk fakültesinde ders olarak okut, toplumbilimi olarak tartış, tarihe gir, insan psikolojisinin derinliğini gör... Öyle bir kitap ki toplumsal sorunları damıtmış, biriktirmiş ve size sunuyor al iç diye... Ama öyle sert, içinizi acıtacak kadar sert bir eser.
Bu sefer mizahı ile değil gerçekliğin sertliği ve acımasızlığıyla vuruyor Aziz Nesin.
Kendisine zorla tecavüz eden bir adamın 6 yaşındaki oğluna tecavüz edip intikam almak ister Berber Hayri ve burada da başlar hikaye... İdama mahkum edilir. Dört yıllık cezaevi süresi içinde tanıştığı sakıncalı! siyasi mahkumlarla özellikle Ragıp Ustayla konuşması sonrası değişmeye başlar Berber Hayri. Çünkü ilk defa kendisine "arkadaş" denilmiştir. Ve şunu düşünür hep "neden yapmak istediğimi yapamadım da, yapmak istemediğim şeylerin içine düştüm?"
Hiçbir suç bireysel değildir, toplum doğurur bu suçları ama cezasını insan tek başına çeker. Özellikle günümüzde sıkça yaşanan bu tip suçların da gerçekte ne kadar derin kökleri olduğunu anlamak açısından bu kitap mutlaka okunmalı. "Sallandıracaksın birkaçını bak bir daha yapıyorlar mı?" demek; ben olan biteni sadece son noktasında görürüm demek gibi bir şey oluyor.
İdam cezasını da tartışıyor bu kitap kendi içinde. Hem suçun toplumsal şartlara olan görünmez bağı hem de ceza ne içindir sorusu dönüp duruyor kitapta.
Aziz Nesin'le aynı toprakların insanı olmaktan bile, insan kendisine pay çıkartıp övünç duyuyor böylesi bir kitabı yazan yürek ve beyinle.