·488 syf.··Beğendi
···Okunma: 14 Eylül 2021 08:20 "Bazen bir şeyleri yakınlarınla çok paylaşmak istemene rağmen anlatamazsın, canından çok sevdiğin insanlara bile bunlardan bahsedemezsin.
Çünkü bazı konular tabudur, yasaklıdır, yapamazsın, ağzını açamazsın. İşte o konular ile ilgili herşeyi içine atarsın. Bunları bilinçaltına bastırır görmezden gelirsin ve hiç olmamış gibi yok sayarsın.
Unutmaya çalışırsın ama onlar karabatak gibi ruhunun derinliklerine gömülüp saklanırlar.
Uğursuz şeytanlar gibi en zayıf, en hazırlıksız olduğun anları fırsat bilip aniden yüzeye çıkarlar ve seni içten içe lime lime edip didiklemeye çalışırlar..."
Bir eylül sabahından sıcacık bir günaydın demeyi isterdim ama ben üşüyorum abi kış gelmiş gibi
Şaka şaka ,benim en sevdigin mevsimdir Sonbahar . Üşümekten zarar gelmez. Zihni dinç tutar ✌
Tren yolculuklarını sever misiniz ya da benim gibi en güzel vedaların, aşkların tren garlarına yakıştığına inananlardan mısınız?
Lübeyna...
Kitabın ismini ilk okuduğumda anlamıştım aslında, beni derinden etkileyeceğini...
Öyle de oldu...
Finale kadar sonunu hiç tahmin edemedim ve sonunda da yazar ters köşe yaparak, çok afedersiniz ağzı açık kala kalmamı sağladı. Resmen şamar oğlana döndüm:) Sağolsunlar sağlı sollu bombaları patlattı. Hal böyle olunca da şok üstüne şok yaşadım ve hala şaşkınım...
Yazar bir bölümde "Zorluklarla dolu koskaca bir yaşamın yükünü böyle kısa bir tren yolculuğuna sığdırmak imkansız zaten..." diyor; ve bunu demekle de o kadar haklı ki okudukça geçmişin tozlu anıları gün yüzüne çıkıp etrafa saçıldı. Bazen üşürdü, bazen de ısıttı ama tükendi ve bir yerden sonra son buldu .
Belki rüzgâ yenik düştü Lübeyna...
Ama görünen ile görünmeyen o ince çizgide bir kumar oynadı.Ciddi kayıplar verdi ama en ağır kaybı aşkı oldu ama öncesinde sürgün gibi geçen bir çocukluk ve bu süreçte yaşadığı travma.Sanırım bu savaşı ilk orada kaybetti.Yıllar sonra babasından öğrendiği gerçekle de yaşamayı öğrendi ve bir akşam çocukluğunun kabusu olan adam tarafından tecavüze uğrayarak hayatı çalındı. Boyun eğdi; evlenmek zorunda kaldı ama pes etmedi.
Lübeyna kanadı kırık bir kuştu ve mutlaka o kafesten yaralı da olsa uçacaktı ama bunun yanında ağır bedeller ödemesi gerekiyordu . Ödedi de . Canından bir parçayı kopardı. Yıllarca peşinden sürüklendi. Bir gün o canının intihar haberini duydu. Duymak istemeyeceği gerçekler yüzüne tokat misali çarparken o yeniden hayat buldu .
Ama öncesinde Zurih - Paris tren seferinde Yiğeni Caner'e geçmişini en baştan anlatacaktı. Gerçi finalde yiğeni bile şok oldu ya neyse..Yüzde 70 i kurgu geri kalan yüzde 30 lük kısmı gerçeklerden oluşan otobiyografi türünde harika bir roman ki tarihi romanları da seviyorsanız tam sizlik. Mutlaka okuyun derim...
#alıntı
"Ancak içinde fırtınalar kopan denizin dalgalanmama çabaları, gemileri sütliman sularda tutmaya artık yetmiyor, bu uğurda verdiği savaş onu her geçen gün daha da zorluyordu ..."
"Buzdağının suyun altında kalan kısımlarını görmeyi herkesin yüreğini kaldırmaz, bu yüzden bazen insanların iyiliği için onlara yalanlar söylersin ve görüş alanlarına hayal-i perdeler örerek sahte pembe dünyalar oluşturursun..."
"Zorluklarla dolu koskaca bir yaşamın yükünü böyle kısa bir tren yolculuğuna sığdırmak imkansız zaten..."
"Gerçekleşen bir kırılma sonucu ortalığa saçılan cam kırıkları insanlara bir hançer gibi saplandığında, belki bedenlerinde değil ama ruharında tamiri mümkün olmayan derin yaralar açabilir..."