·544 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Eylül 2021 14:16 (Tam olarak bir inceleme yazısı değildir. En sevdiğim kitapla ilgili düşüncelerimi ve hissettiklerimi yazmak istedim.)
İlk defa 12 yaşımda, öğretmenimin tavsiyesiyle sadeleştirilmiş hâlini okuduğum bu eserin, hayatıma bu kadar tesir edeceğini bilsem, orijinal hâlini okurdum, hem de büyük bir zevkle. Bir kere Feride, öğretmen olmak isteyen her genç kızın örnek aldığı, hayran kaldığı bir roman kişisi; bu nedenle benim de idolüm oluyor doğrudan.
Sonrasında lisede, romanın tam metnini büyük bir merakla, her sayfasını müthiş bir hazla okuduğumu hatırlıyorum. O günden sonra hep “en sevdiğim kitap” oldu. Tahtını başka hiçbir kitaba kaptırmadı. İçinde geçen olayları, cümleleri maalesef yıllar bana unuttursa da, sevgisi kalbimden hiç gitmedi.
Yıllar sonra tekrar okumak istedim. Kitabın içinde yaşadığım birkaç gün bana adeta bambaşka bir dünyadaymışım hissi verdi. Feride ile beraber yaşadığım tüm mutluluk ve acılar yer etti bende. Gittiği yerlerin hepsinde bulundum onunla birlikte. O küçük çocuklara ben de aynı şefkati duydum. Keşke Çalıkuşu ete kemiğe bürünse de ona bir kere uzun uzun sarılabilsem. Kendimle bu kadar özdeşleştirdiğim başka kimse yok çünkü dünyada.
Okurken, aslında severek izlediğim Çalıkuşu dizilerinin (birkaç versiyonu var, bilen bilir) neden bu kadar çarpıtıldığını da düşündüm. Keşke yazarlara biraz saygı olsa ve yazılan kitapları aslına sadık kalarak dizi ya da film yapsalar. İnsan o dizi ve filmleri izleyince zihnindeki kitabın anılarını yavaş yavaş silmek zorunda kalıyor maalesef.
Daha fazla uzatmadan son bir temenni: Umarım ülkemizde Çalıkuşu gibi idealist, onun kadar temiz yürekli, onun kadar güçlü kalbi ve merhameti olan öğretmenlerimiz olur. Ve umarım o öğretmenlerin içindeyimdir.