Bir varoluş trajedisi olan Oblomovluk, bilinçli bir tembellik halidir.
Bir uyuşukluk değil, aksine fazla uyanıklık,
her şeyin farkında olma, bir adım ötesini görme halidir.
Ancak tüm bu farkındalık dolayısıyla sonunu gördüğü yolda ilerlemek istememenin
getirdiği bir tükenmişlik ve kendini gerçekleştirememedir.
Oblomov sürekli olarak düşünüp düşündükçe kaygıları artan ve bir türlü uygulamaya
geçemeyen, hep yatağında uzanıp kıvranan, tembel bir karakter olarak günümüze kadar
gelen Oblomovluk tabirinin öncüsü olmuştur.
Özellikle küçük yaşlarda aile tarafından yoğun bir sevgiye maruz kalan, her istediğini önünde bulan ve hiçbir zorlukla karşılaşmayan Oblomov için böyle bir kişilik yapısı da kaçınılmaz oldu.
Bu da özellikle çocukluk çağında aile faktörünün ne kadar önemli olduğunu gösteriyor bizlere.
Kitaba göre zamanın rusyasını simgeleyen Oblomovlar tarih boyunca var olmuş ve var olmaya da devam ederek evrensellliğe ulaşmışlardır.
Zamanında Rusyanın avrupadan daha geride kalmasının en büyük sebebinin Oblomovlar olduğunu İvan Gonçarov bu kitapta çok güzel dile getirmiştir.
Hatta bu kitapla ilgili Lenin'in de şöyle bi incelemesi var 'Rusya üç devrim geçirdi ama gene de Oblomovlar kaldı.
Çünkü Oblomovlar yalnız derebeyler, köylüler, aydınlar arasında değil; işçiler, komunistler arasında da vardır.
Lenin'in devrimlerinin bile alt edemediği bu oblomovluk hafife alınacak türden bir şey değildir.
Oblomovluk ruhunun yaygın olduğu hiçbir ülke, hiçbir topluluk refaha kavuşamaz, kalkınamaz ve diğerlerinin boyundurluğundan kurtulamaz.
Heppimizin içinde de bi oblomovluk ruhu vardır fakat çalışıp uygulamaya geçtiğimiz sürece bunun açığa çıkmasını önleyebiliriz.
Oblomov karakteri de raskolnikov, Don Quijote, Anna karenina..gibi edebiyatta en çok iz bırakan karakterler arasına girebilmiştir.
Böyle bir karakterle de tanışmak çok güzel bir duygu oldu benim için.