·68 syf.··Beğendi
···Okunma: 26 Eylül 2021 22:30 Ahh Zweigimm ah......
ilk ne zaman okuduğumu hatırlamıyorum, belki 10 sene vardır belki daha fazladır. şimdi yine elim gitti, bir kez daha okudum.
neden bu kadar çok sevdim ne buldum da sürekli her ruh halimde dur bir paragraf okuyayım diye bu kitaba gidiyorum bilmiyorum. hiç de bu kadar manyakça bir platoniklik yaşamadım, zaten normal bir insanın bu kadının ruh halini tam olarak anlayabilmesi imkansız.
bir yazar, nasıl bir erkeğe delilerce aşık olmadan, bu kadar güzel duygu tahlilini nasıl yapabilir?
nasıl oluyor da bir erkek bir kadının duygularını bu denli güçlü bir şekilde tasvir edebiliyor aklım almıyor. bir kadının aşkını,tutkusunu,mutsuzluğunu,korkusunu yaşadığı tüm duyguları hissedebileceğiniz bir kitap .çok güzel çok......
Milena'ya mektuplar' da ki K afka'nın pısırık hallerinin tam tersi güçlü bir kadın karakterin aşkının anlatıldığı öyküdür. kadın güçlü değil belki ama aşkı güçlü ya da her ikisi de... kararsızlığa düştüm...
yazdığı mektubu göndermeyi bile onu üzmeyecek bir sebebe bağlayabilmek, "üzülmeyeceksin çünkü ben zaten yoktum bundan sonra da olmayacağım"ı düşünmek... tarifi mümkün olmayan duygu yoğunluğu...
hayal kırıklığı” olgusunu öylesine duru işlemiş ki, ağırlığı altında eziliyor insan. kitabı okuduktan sonra tekrar anladım ki her yara geçiyor, yalnız hayal kırıklıkları iyileşmiyor.
kitabı okumuş insanlar için belki de en vurucu cümle budur: "vazo boştu, yıllardan beri bir yaş gününde ilk defa boştu.".....