·200 syf.··Beğendi
···Okunma: 28 Eylül 2021 21:34 Murat Uyurkulak'ın okuduğum ilk kitabı. Beğenen bir arkadaşımın tavsiye üzerine alıp okudum. Delibo, kitabı çok beğenenlerle bende aynı etkiyi uyandırmadı, maalesef.. Ne Yusuf'un babası ile yoksulluk içindeki hayatı ne de Yusuf'un çocukluk arkadaşı Yasemin'e hissettiği duygular bana geçmedi. İster istemez okuduğum diğer kitaplarla bir kıyaslama yapınca derine inmeyi başaramamış bir 'kayboluş - yeniden kendini buluş' öyküsü gibi geldi bana.
Gelecek - geçmiş arasındaki gelgitleri, uzayıp giden basmakalıp - argo - devrik cümleleri, ilginç ve uzayıp giden benzetmeleriyle kitabın sonuna zor geldim açıkçası.
Deli İbo'nun kaybolması üzerine kurulan hikayenin anlatıcısı olan Yusuf; zaman zaman geriye dönerek anlattığı anılarıyla kendi hayatı ile birlikte romanın diğer kahramanlarının hayatlarına da ışık tutmuş kitap boyunca. Bazen geleceğe bazen geçmişe; bazen Yusuf'un kendi hayatını bazen de arkadaşlarının, mahalledekilerin hayatlarını parçalar halinde anlatan yazarın, bu geçişlerinin çalakalem olması okurken beni çok yordu açıkçası. Hikayenin kendisi ise zaten beni pek sarmadı, oldukça basit buldum. Pek çok kişi beğenmiş olmasına rağmen benim için bir edebi değeri olduğunu söyleyemeyeceğim.
Konusundan kısaca bahsetmem gerekirse: Kafasında yağ bağlamış kasketi, sırtında perişan ceketi, elinde büyücek bir torbayla bütün gün Bornova sokaklarını dolaşan Deli İbo' nun kaybolması, mahallenin mütevazı hayat makinesinde gıcırdayan bir çarkın durması gibi olmuş, sokaklara bir sessizlik çökmüştür. Yusuf'un babası Sefer Kavala, unutamadığı çocukluk aşkı Yasemin ile Deli İbo'yu arama çalışmalarına başlaması aynı zamanda yıllarca içinde düğümlediği iplerin de çözülüşü olacaktır bir bakıma. Böylece Yusuf'un İzmir'e dönmesiyle başlayan içsel yolculuğunun varış noktası; #aşk, #travma, #yoksulluk, #hesaplaşma, #babaoğulilişkisi, #izmir, #hatıralar, #suç ..gibi konuları da içine alan, 'yaşanamamış bir aşk' hikâyesinin yıllar sonra yeniden cereyan etmesidir aslında.