Eserimiz, Yusuf isimli ana karakterimizin mahalleden kaybolan Deli İbrahim'i yani mahalledeki adıyla "Delibo" yu bulmak için İzmir Bornova'ya gelmesi ile başlar. Bu geliş aynı zamanda Yusuf'un geçmişi sorguladığı zamanlar da olur. Eserde Uyurkulak, genişletilmiş zaman kullanmış yani yer yer geriye dönüşler ve yaşanılan an beraber akmış. Yusuf nevi şahsına münhasır bir karakter olarak karşımızda. Öğretmen babası Sefer ile bir başına büyüyen bir çocuk. Çocukluk aşkı Yasemin kavuşamadığı sevdası, hırçınlığı, öfkesi olur. Geriye dönüşlerde ve yaşanılan anda Yasemin hep vardır. Kurgu basit, arayış derindir kitabımızda. Kendini çok iyi ifade ediyor Yusuf eser boyunca.
Uyurkulak, Yusuf karakterini oluştururken şöyle bir karakter ortaya koymaya çalışmış ;zeki fakat potansiyelini heba etmiş, fevriliği ve belayı üstüne çeken yapısıyla Yusuf ebedi bir kaybedendir. Yaşanılan 18 yılın ardından İzmir'e dönen Yusuf babasıyla da yüz yüze gelir.
Yusuf'un babası Sefer, emekli olunca ondan geriye kalanlar şu ifadelerle aktarılmış :Eşini heder etmiş, bir oğlunu kaybetmiş, kalan oğlu ömrünü heba etmiş, sendika iflas etmiş, insanlık düşmanı yobazlar memleketi işgal etmiş, böyle bir hayatın bakiyesi başka nasıl bir resim olabilir ki? S. 40
"Zihnine mıh gibi çakılmış muhteşem bir hatıraydım, vaktiyle hayat bildiği sevginin, şefkatin, iyiliğin, ümidin, can sevincinin hatırası... S. 40"
Şiir üzerine sohbetlere de yer verilmişti eserde. Yasemin'in Turgutçu, babasının Edipçi, kendisinin de Süreyacı olduğunu belirtir:"Bana göre Süreya hayatın şairiydi, sadeliğin gücüne yaslanırken coşkulu bir imgesellikten hiç taviz vermemişti. S. 61"
"Şiire samimiyet, dürüstlük, iyilik gibi özellikler yüklersen cevherini öldürürsün."
Öğretmen emeklisi komünist baba,kitap dolu bir evden, tabiatı ilah, insanı