Elbette mümkündür, sonuçta büyük büyük insanlar söylüyor bunu. Gerçekten de bu dünya başka bir gezegenin cehennemi olabilir. Gerçekten de cehennem bomboştur belki, bütün şeytanlar burdadır. Hatta hepimizi bir diğerinin cehennemi olabiliriz. Hepsi mümkün.
Kopacak diye bekliyoruz, koptu kopacak. Büyük bir ihtimalle de inceldiği yerden kopacak. Zaten başımıza ne geldiyse incelikler yüzünden.
Ama belki de biz dünya sakinleri olarak zaten kopmakta olan bir kıyameti yaşıyoruz sonsuz bir şimdi içinde. Her anımız kıyametin bir evresi belki de.
Belki de Har içindeyiz.
Henüz ergenliğinin başlarında bir lise öğrencisiyken tanışmıştım Murat Uyurkulak'ın Tol'u ile. Anlatısını, dilini, tarzını sıradışı bulmuş, kitabının anlattıklarını tam idrak edemesem de hayranlıkla okumuştum.
Har'da ise damağımda kalan o tadı bulurum umudundaydım ki, kesinlikle çok daha fazlası var.
Din ve milliyetçilik kavramlarını, hem de hayalgücü ve neredeyse fantastik, yerine göre ilâhi öğelerle bu kadar muazzam, kırmadan dökmeden eleştirebilmek meziyetine sahip muazzam bir yazar Murat Uyurkulak.
Palaskalılar ile Xırbolar'ın birlikte kardeşçe yaşayabildikleri bir Netamiye özlemiyle...
Arkadaşlarımın methiyeler düzdüğü ve beni okumaya teşvik ettikleri Murat Uyurkulak'ın hayran kaldığım bir kitabı daha... Tol kitabında üslup başkaydı ama bu kitapta daha ince bir mizah ve farklı bir tat var. Altı çizilecek ve akla yazılacak birçok söz ile karşılaştım. Muhteşem bir kitap deyip beklentinizi artırmak istemiyorum.Çekinmeden tavsiye edeceğim kitabı okuyup, kendiniz tecrübe etmelisiniz.
İlginç benzetmeler,kurgu alışılmadık ve cüretkar...Başka bir kitabına başlayacağım.Yazarın dili hakkında kesin bir karar vermek için şart.Keyifle okudum
Gerçekten de bir kıyamet romanı har. Meleklerin ağzından olan konuşmalar ,iyi kötü kavramlarının sorgulanışı üzerine yazılmış metaforlar , değişik ve her zaman rastlayamayacağımız bir üslup mevcut kitapta. Kesinlikle şans verilmeli.
Murat Uyurkulak'ın kimi bölümlerini sarhoşken yazdığını düşündüğüm, harika cümleler barındıran, bir bütün gibi gözükmeyip finale doğru bir şekilde bağlanmış bir neo-kıyamet romanı Har. Bir tanrı metaforu ile birlikte, insanların iyi ve kötü ayrımını yapan romanda, iki farklı kurgusal mekanda geçen olaylar düzgün olup olmadığını bilemediğim bir şekilde birleşiyor. Kitabı bu yüzden değerlendirmek zor. Çünkü lineer bir kurguda ilerlemiyor. Kullanılan isimlerden ve mekanlardan gerçek olup olmadığını bilmediğimiz bir evrende geçtiğini anlıyoruz. Onüç, otuzbeş, numune gibi karakter isimler ile aslında kimliklerden öte sadece sayısal bir çoğunluğuz algısı yaratılıyor. Tanrı tasvirinde ise düzenbaz bir kötücülüğün varlığından bahsedebiliyoruz. Kitabı okuyacak olan muhafazakarlara, pek sevecekleri türden bir kitap olmayacağını belirtelim.
Nasıl bir metafor cennetine düştüm . Ey "Büyük A" , gel de kurtar beni.
Kitabın dili çok ağırdı. Çoğu kısmı anlamak için çok çaba sarf etmeme rağmen yine de anlayamadım. Hikaye kısmını hiç beğenmedim , tam biraz aksiyonla akıcı hale geliyor gibi diyorum , sonra bir bakıyorum yine saçmalamaya başlamış yazar . . .
Anekdot açısından zengindi , çok kral laf sokmuş sisteme , tanrılara , siyasilere ve insanlara ; kitabın zaten en elle tutulur yanı da buydu . . . !
Kitaba kesinlikle iyiydi diyemem ama çok kötüydü demek de sanırım biraz haksızlık olur anekdotlardan dolayı. . .
Dikkat spoiler içerir.
Son derece güzel bir roman. Numune adında bir adam, kardeşi askerde öldükten sonra askere gider. Orada Onüç lakaplı bir badisi olur. Bir gün ölmemek için firar ederler. Xırbo denen milletin teröristleri yakalar bunları ve Onüç'ü öldürürler. Bu arada Tefail denen yaratığın talebiyle bir takım canlılar Büyük A'ya hizmet edecek elçi bulmaya çalışırlar. Normalde Numune'nin kardeşi olacaktır ama o öldüğü için Numune'ye yönelirler ve çocukluk arkadaşı olan diğer Onüç'ün bedenine girerler. Yeni hayatlarında matbaa işi yapacaklardır. Askerdeki badisinin anlattığı şişman adamla yani Otuz Beş işe karşılaşırlar ve işe girişirler. Acaba Numune askerlik günlerini unutabilecek midir? Matbaa işi başarılı olacak mıdır? Hakikati bulabilecekler midir? Tefail gerçekte kimdir? Matbaada çalışan deliler yani Yamuklar ne durumdadır? Soluksuz okunan bir roman. Mutlaka okunması gerekenlerden.
Har insanın bir çırpıda okuyabileceği eğlenceli kitaplardan biri olarak hafızamda yer edecek. Bunun yanı sıra oldukça politik, felsefik bir kitap olarak karşımıza çıkıyor. Netamiye(Türkiye) denilen hayal ülkesinde geçmişte yaşanan acı hadiseler yazarın kimi zaman alengirli kimi zaman Mükremin Çıtırvari bitirim üslubuyla okuyucuya aktarılıyor. Karakterlerin birbiriyle kuyruklarının değdirildiği yerler ve hikâyenin bağlanması ise olağanüstü. Yazarımız İhsan Oktay Anar’ın Amat romanı için ‘onu okudukça yaşasın edebiyat diye bağırasım geliyor’ demiş. Bu romanları hatmettiği o kadar belli ki neredeyse Anar’ın romanları kadar kıymetli bir kitap yazmış. Onun kurgusundan ve üslubundan fazlaca etkilendiğini düşünüyorum. Masalsı karakterler, ütopik bir dünya ve hikayenin bağlanış şekline bakınca edebiyatın da genetik bir miras gibi aktarıldığını düşünüyorum. Bir farkla Anar’ın romanları Osmanlı zamanında geçerken buradaki konu yaşadığımız çağda ve Türkiye’de geçiyor. Bir de Anar’ın romanları farklı alanlara ilişkin bilgilere yer vermesi nedeniyle daha yoğun bir emek gerektirirken yazarımızda bunun yerine argonun daha öne çıktığı görülüyor. Bir tek göze batan hususun bu olduğunu düşünüyorum. Bunun dışında harika bir kitap, okuyanı pişman etmez denilen türden.
Yamuk bir kitap,
Yamukların kitabı,
Yamulmuşların kitabı.
Okurken yamulabilirsiniz. Fantastik bir kıyamet kitabı. Kitabın dili çok farklı ve yamuk.
Farklı tarzları okumayı seviyorsanız, keyifle okuyabileceğiniz bir kitap.
Kitap yaşadığımız dönemi ve olayları ilginç bir bakış açısıyla aktarıyor bize. İsimler, benzetmeler çok tanıdık. Olaylara farklı açılardan nasıl bakılabilire güzel bir örnek sunmuş.
Uzun süre Radikal gazetesi dış haberler servisinde çalıştı. Milliyet Sanat, Gate, Radikal Kitap gibi dergilerde yazıları yayımlandı. Tol isimli romanı Mahir Günşiray'ın yönetmenliğiyle Tiyatro Oyunevi tarafından sahnelendi. Yine Tol romanı 2007'de Almanca'ya çevrildi.