Gölge ve Kemik kitabıyla başlayan serinin ikinci kitabı olan 'Kuşatma ve Fırtına' başta çok heyecanlı başlamasına rağmen ortalarda aşırı durağan ilerledi hatta sayfa atlamayı düşündürtecek kadar durağandı diyebilirim! Ama sonu orta kısımları telafi ettirecek kadar heyecanlıydı. Biraz karakterlerden bahsedecek olursak:
İlk kitapta Alina'ya çok fena sinir olmuştum, ikinci kitapta biraz daha güçlendiğini görmek sinirimi bir nebze azalttı diyebilirim ama sadece bir nebze!
Malyen karakterine ise hiç ama hiç alışamadım. Nedense onu itici yapan bir şey var, sevemedim kendisini.
Karanlıklar Efendisi Evet kötü bir karakter ama yine de seviyorum yani neden bilmiyorum ama öyle işte. - o hissi anlatacak kelimeleri bulamadım. - Ama şimdi olaya şu yönoen bakalım: Alina bile güce sahip olunca 2 günde kötülüğe meylettiyse yıllarca o güç ile yaşamış birinin kötü olmaması beklenemezdi ayrıca Karanlıklar Efedisi'nin hikayesini okudum da ilk başlarda niyeti çok iyiymiş ama sonra güç bunu kör etmiş. Bu arada Karanlıklar Efendisinin hikayesi kitapların sonunda hikayeler oluyor onlardan birisiydi - yani bence o hikaye Karanlıklar Efendisi'nin ve annesinin hikayesiydi. - ama şu an hikâyelerin adını unuttum.
Genya ve Baghra karakterine de çok üzüldüm ve sonunda Karanlıklar Efendisine ikisi konusunda sinirlenmedim desem yalan olur.
Aynı zamanda bu kitapta yeni karakterlerimiz de vardı ve kitaba farkedilir bir şekilde heyecan katmışlardı. Özellikle Sturhond yani nam-ı diğer Ravka’nın zeki prensi, aynı zamanda bir korsan ve kaptan olan Nikolai Lantsov karakterimiz bu kitapta benim favorim oldu.
Yani arkadaşlar son kitaptaki büyük savaşa hazırlayan bir geçiş kitabı olan Kuşatma ve Fırtına genel olarak hoşuma gitti diyebilirim. Ama tabii 3. ve son kitabı çok daha iyi bekliyorum.