Shakespeare’in en önemli özelliği eserlerinde bir geleneğin devamı olarak olağanüstü ögeler barındırmasına rağmen karakterlerini oldukça dünyevi olarak kurgulamasıdır diyebiliriz. Hatta öylesine derinlemesine yansıtır ki onları sanki bir yazar değil de bir psikolog gibidir.
Cesar’ın imparator olmak istemesi özellikle iki karakterimizi farklı şekilde etkiler. Ailesinden cumhuriyetçi Brutus cumhuriyeti yaşatmak isterken Cassius Cesar’ın yükselişini kıskanır. Cesar’ı öldürürler ancak Cassius hiçbir şey elde edemeden ölürken Brutus Antonius’un imparator olmasını engelleyemeden ölür.
Ancak beni bu eserde asıl etkileyen Shakespeare’ın bu iktidar mücadelesi süresince halkın düşüncelerini verme biçimi oldu. Cesar’ın cenaze töreninde konuşan Brutus’ün konuşması sırasında halk Cesar’ı bir vatan haini olarak görürken hemen arkasından konuşan Antonius’un konuşması sırasında bir kahraman olarak görmeye başlarlar. Çok ilginçtir bu kadar kısa sürede fikir değiştirmelerine sebep olan şey kısa bir konuşma içindeki birkaç süslü sözden başka bir şey değildir. Tabii Cesar’ın mirasından üç beş kuruş dağıtılacağı haberi de bu değişimde en önemli etken olur.Birkaç dakika içinde kahraman Brutus hain; hain Cesar kahraman ilan ediliverir. Ne kadar acı bir durum.
Buna benzer birçok olay görüyoruz yüzyıllar sonra bile. Gelişiyoruz, yepyeni medeniyetler inşa ediyoruz diyoruz ama aslında insan her zaman düşünce noktasında olduğu yerde sayıyor gibi. Teknolojimiz, giyimimiz, araçlarımız değişiyor ama hala güçlünün ve kişisel menfaatin peşinde koşmaya devam ediyoruz. Ve asıl üzücü durum bazen kendimizi bile kandırıp her şeyi hak için yaptığımızı söylüyoruz. Başımıza bir felaket gelince el açıp aman diliyoruz.
Shakespeare yüzyıllar öncesinden değişmeyen bu insan özelliklerini çarpıyor yüzümüze. Onu büyük eserlerini de ölümsüz yapan şey budur işte.