PLATON ... DEVLET
Yaşını başını almışlarla sohbet etmeyi ben de severim. Belki bizim de geçeceğimiz yolun yolcusu olmuşlardan bunun neye benzediğini öğrenmeliyiz.
Adaletle ve dindarlıkla geçirmiş biri için şair; insanın yüreğini neşelendiren ve ahir ömrünü besleyen tatlı bir refakatçi, fanilerin değişken zihninin hakimi, yoldaş umut.
Adalet, herkese kendine uygun olanı vermektir.
Yetenekli biçimde koruyan kişi, aynı zamanda o şey çalma konusunda da ustadır.
Adil insan parayı korumada, usta ise çalmada da usta olabilir.
Adalet, bir çeşit hırsızlık gibi bir şey. Ama dostların yararına düşmanların zararına olmak şartıyla.
Hem iyi görünen hem de iyi olan dosttur.
İnsanlar da kendilerine kötülük edildiğinde insana ait ayırıcı bir özellikten dolayı kötüleşir.
Kötülük gören insanlar, eskisinden daha adaletsiz olur.
Bilgi kişiyi terk ettiğinde kişi artık usta değildir.
Hekimlik, Hekimliğin menfaatini değil; bedeninin menfaatini düşünmeli.
Yönetici, yaptığı ve söylediği her şeyde gözlerini; yönettiklerinin menfaatine diker.
Adalet ve adil kelimesi kelimesine, başkasının yararına olandır; Güçlünün, yöneticinin yararı; fakat kendisine itaat ve hizmet eden tüm tebaanın zararıdır adalet. Yönetici, kelimenin tam anlamıyla, aşağı olanları kendileri için değil; güçlünün menfaatine, güçlüyü mutlu etmek üzere yönetir.
Paylaşmaya gelince; adaletsiz çok kazanır, adil ise hiçbir şey.
Yönetim hizmetine karşılık açıkça para almayı kendilerine "ücretli uşak" adı takılacak diye, kurumlar vasıtasıyla gizlice almayı ise "hırsız" diye anılacaklar diye istemezler.
Bir kimsenin görevi, kendiliğinden ve zorlanmayı beklemeden istemesi belki de bu yüzden utanç verici sayılmıştır. Yönetimi ve işleri üstlenmezse kişinin göreceği en büyük ceza, daha kötü birisi tarafından yönetilmektir.
Sonuna kadar varan, eksiksiz adaletsizlik; sonuna kadar varan adaletten daha kazançlıdır.
En asil budalalık iyi kalpliliktir.
Adil insan, kendisine benzeyenin değil, benzemeyenin çıkarını ele geçirmek ister; adaletsiz ise hem benzeyenin hem de benzemeyenin çıkarını.
Adalet, mükafatları hatırına ve ün yapmak düşüncesiyle uygulanması ama bir dert olarak kendisinden uzak durulması gereken zahmetli şeylerin sınıfına girer.
Adil davrananların adaleti "iyi" bir şey değil "gerekli" bir şeydir.
Adaletsizlik bilgisizliktir.
İnsan adalet yolunu ancak kanunun zorlamasıyla gider.
Hiç kimse kendi isteğiyle adil değildir, herkes zorlamadan dolayı adil davranır.
Tanrılar ve insanlarca, adaletsiz adam için hazırlanan hayat, adil adamı bekleyenden çok daha iyidir.
Ölçülülük ve dürüstlük güzel ve onurlu ama aynı zamanda tatsız ve zahmetlidir.
Nasıl olur da tanrılar, bir sürü adama felaketler ve kötü bir hayat verirken kötülere tam tersini bahşeder.
Haksızlık eden insanın sürekli saklanması kolay değildir.
Ne sır saklanabilir, ne de güç kullanılabilir tanrılara karşı.
kentin gerçek kurucusu, ihtiyaçlarımızdır.
Hikâyeler de iki çeşittir, biri gerçek ve diğeri uydurma.
İyi yapılmış ve en iyi durumda olanlar, zamanla ve diğer etkilerle değiştirilmeye en az yatkın olanlardır.
Tanrıların kötülüğünü anlatırken aynı zamanda çocuklarını Ödlekleştirirler.
Tanrı ve Tanrısallık yalandan azadedir.
Tanrı, sözünde ve işinde tamamen saf ve doğrudur.
Tanrılar şekil değiştiren sihirbazlar değildir ve yalanlarla bizi yanıltmazlar.
Bir insan öte dünyanın gerçekliğine ve dehşetine inanıyorsa ölüme karşı korkusuz olur mu ve ölmeyi, yenilgiye ve esarete tercih eder mi savaşta?
İnsan kendi kendine yeterlidir ve başka birine herkesten daha az ihtiyaç duymasıyla diğer insanlardan ayrılır.
Kentin yöneticileri, devletin faydası için düşmanların veya vatandaşların hesabına, uygun biçimde yalan söyleyebilirler, lakin halktan birisi için yöneticilere yalan söylemenin büyük bir günah olduğunu ileri sürmeliyiz.
Hediyeler tanrıları etkiler ve korkunç kralları ikna eder.
Masalcılar ya da şairler tarafından söylenen her şey, ya geçmişe ya bugüne ya da geleceğe ait şeylerdir.
Gençlikten itibaren uzun zaman devam eden taklitler alışkanlıklara yerleşir ve vücutta, konuşmada, düşüncede kişinin ikinci tabiatı olur.
Müzisyen, karşısındaki kişinin ruhunda bir kusur varsa onu sevmez ama kusur, bedenindeyse buna aldırmaz.
Bir koruyucunun koruyucuya ihtiyaç duyması gülünç.
Bir kentte ahlaksızlık ve hastalık çoğaldığında bir sürü mahkeme ve hastaneler açılmaz mı? Ve çok sayıda hür insan da avukatlık ve hekimlik sanatını üstlenir. Üstelik bu sanatlar da insanlara çalım verir.
En iyi insanlar, gençliklerinde saf kalpli gibi görünür ve kötüler tarafından kolaylıkla kandırılırlar. Çünkü onların içlerinde, kötünün eğilimlerini cevaplandıracak modeller yoktur.
Kurnaz kişi, kötülükten şüphelenmekte hızlıdır. Kendisi de bir sürü adaletsiz işler yapmış olan ve kendini açıkgöz sanan kişi, kendi huyuna benzer kişilerle karşılaştığında zeki görünür. Çünkü kendini savunmakta ve gözlerini kendi içindeki kötülük örneklerine dikmekte ustadır. Ama ne zaman ki iyi ve kendisinden yaşlı kişilerin arasına katılma zamanı gelir, o zaman aptallaşır. Yerli yersiz şüphelenir ve iyi şeyleri fark edemez. Bu dünyada iyilerden çok kötülerle karşılaştığı için bu kurnaz adaletsiz, kendi gözünde de, başkalarının gözünde de budaladan çok akıllı gibi görünür.
Doğamızdaki coşkunluktan kaynaklanan bir niteliktir ki doğru eğitilirse cesarete; ama fazla zorlanırsa da sertliğe ve kabalığa dönüşür.
PLATON
DEVLET
Yaşını başını almışlarla sohbet etmeyi ben de severim. Belki bizim de geçeceğimiz yolun yolcusu olmuşlardan bunun neye benzediğini öğrenmeliyiz.
Adaletle ve dindarlıkla geçirmiş biri için şair; insanın yüreğini neşelendiren ve ahir ömrünü besleyen tatlı bir refakatçi, fanilerin değişken zihninin hakimi, yoldaş umut.
Adalet, herkese kendine uygun olanı vermektir.
Yetenekli biçimde koruyan kişi, aynı zamanda o şey çalma konusunda da ustadır.
Adil insan parayı korumada, usta ise çalmada da usta olabilir.
Adalet, bir çeşit hırsızlık gibi bir şey. Ama dostların yararına düşmanların zararına olmak şartıyla.
Hem iyi görünen hem de iyi olan dosttur.
İnsanlar da kendilerine kötülük edildiğinde insana ait ayırıcı bir özellikten dolayı kötüleşir.
Kötülük gören insanlar, eskisinden daha adaletsiz olur.
Bilgi kişiyi terk ettiğinde kişi artık usta değildir.
Hekimlik, Hekimliğin menfaatini değil; bedeninin menfaatini düşünmeli.
Yönetici, yaptığı ve söylediği her şeyde gözlerini; yönettiklerinin menfaatine diker.
Adalet ve adil kelimesi kelimesine, başkasının yararına olandır; Güçlünün, yöneticinin yararı; fakat kendisine itaat ve hizmet eden tüm tebaanın zararıdır adalet. Yönetici, kelimenin tam anlamıyla, aşağı olanları kendileri için değil; güçlünün menfaatine, güçlüyü mutlu etmek üzere yönetir.
Paylaşmaya gelince; adaletsiz çok kazanır, adil ise hiçbir şey.
Yönetim hizmetine karşılık açıkça para almayı kendilerine "ücretli uşak" adı takılacak diye, kurumlar vasıtasıyla gizlice almayı ise "hırsız" diye anılacaklar diye istemezler.
Bir kimsenin görevi, kendiliğinden ve zorlanmayı beklemeden istemesi belki de bu yüzden utanç verici sayılmıştır. Yönetimi ve işleri üstlenmezse kişinin göreceği en büyük ceza, daha kötü birisi tarafından yönetilmektir.
Sonuna kadar varan, eksiksiz adaletsizlik; sonuna kadar varan adaletten daha kazançlıdır.
En asil budalalık iyi kalpliliktir.
Adil insan, kendisine benzeyenin değil, benzemeyenin çıkarını ele geçirmek ister; adaletsiz ise hem benzeyenin hem de benzemeyenin çıkarını.
Adalet, mükafatları hatırına ve ün yapmak düşüncesiyle uygulanması ama bir dert olarak kendisinden uzak durulması gereken zahmetli şeylerin sınıfına girer.
Adil davrananların adaleti "iyi" bir şey değil "gerekli" bir şeydir.
Adaletsizlik bilgisizliktir.
İnsan adalet yolunu ancak kanunun zorlamasıyla gider.
Hiç kimse kendi isteğiyle adil değildir, herkes zorlamadan dolayı adil davranır.
Tanrılar ve insanlarca, adaletsiz adam için hazırlanan hayat, adil adamı bekleyenden çok daha iyidir.
Ölçülülük ve dürüstlük güzel ve onurlu ama aynı zamanda tatsız ve zahmetlidir.
Nasıl olur da tanrılar, bir sürü adama felaketler ve kötü bir hayat verirken kötülere tam tersini bahşeder.
Haksızlık eden insanın sürekli saklanması kolay değildir.
Ne sır saklanabilir, ne de güç kullanılabilir tanrılara karşı.
kentin gerçek kurucusu, ihtiyaçlarımızdır.
Hikâyeler de iki çeşittir, biri gerçek ve diğeri uydurma.
İyi yapılmış ve en iyi durumda olanlar, zamanla ve diğer etkilerle değiştirilmeye en az yatkın olanlardır.
Tanrıların kötülüğünü anlatırken aynı zamanda çocuklarını Ödlekleştirirler.
Tanrı ve Tanrısallık yalandan azadedir.
Tanrı, sözünde ve işinde tamamen saf ve doğrudur.
Tanrılar şekil değiştiren sihirbazlar değildir ve yalanlarla bizi yanıltmazlar.
Bir insan öte dünyanın gerçekliğine ve dehşetine inanıyorsa ölüme karşı korkusuz olur mu ve ölmeyi, yenilgiye ve esarete tercih eder mi savaşta?
İnsan kendi kendine yeterlidir ve başka birine herkesten daha az ihtiyaç duymasıyla diğer insanlardan ayrılır.
Kentin yöneticileri, devletin faydası için düşmanların veya vatandaşların hesabına, uygun biçimde yalan söyleyebilirler, lakin halktan birisi için yöneticilere yalan söylemenin büyük bir günah olduğunu ileri sürmeliyiz.
Hediyeler tanrıları etkiler ve korkunç kralları ikna eder.
Masalcılar ya da şairler tarafından söylenen her şey, ya geçmişe ya bugüne ya da geleceğe ait şeylerdir.
Gençlikten itibaren uzun zaman devam eden taklitler alışkanlıklara yerleşir ve vücutta, konuşmada, düşüncede kişinin ikinci tabiatı olur.
Müzisyen, karşısındaki kişinin ruhunda bir kusur varsa onu sevmez ama kusur, bedenindeyse buna aldırmaz.
Bir koruyucunun koruyucuya ihtiyaç duyması gülünç.
Bir kentte ahlaksızlık ve hastalık çoğaldığında bir sürü mahkeme ve hastaneler açılmaz mı? Ve çok sayıda hür insan da avukatlık ve hekimlik sanatını üstlenir. Üstelik bu sanatlar da insanlara çalım verir.
En iyi insanlar, gençliklerinde saf kalpli gibi görünür ve kötüler tarafından kolaylıkla kandırılırlar. Çünkü onların içlerinde, kötünün eğilimlerini cevaplandıracak modeller yoktur.
Kurnaz kişi, kötülükten şüphelenmekte hızlıdır. Kendisi de bir sürü adaletsiz işler yapmış olan ve kendini açıkgöz sanan kişi, kendi huyuna benzer kişilerle karşılaştığında zeki görünür. Çünkü kendini savunmakta ve gözlerini kendi içindeki kötülük örneklerine dikmekte ustadır. Ama ne zaman ki iyi ve kendisinden yaşlı kişilerin arasına katılma zamanı gelir, o zaman aptallaşır. Yerli yersiz şüphelenir ve iyi şeyleri fark edemez. Bu dünyada iyilerden çok kötülerle karşılaştığı için bu kurnaz adaletsiz, kendi gözünde de, başkalarının gözünde de budaladan çok akıllı gibi görünür.
Doğamızdaki coşkunluktan kaynaklanan bir niteliktir ki doğru eğitilirse cesarete; ama fazla zorlanırsa da sertliğe ve kabalığa dönüşür.
Kişi en çok, sevdiği şey için dikkatli olur.
Aldatan her şey, zihni büyüler.
Tanrı, yönetimi elinde tutmaya uygun olanlarınızı yaratırken onların soyuna, en değerliler onlar için altın katmıştır. Yardımcıların soyuna gümüş ve çiftçiler ve diğer zanaatkârlarınkine ise demir ve pirinç.
Kişi en çok, sevdiği şey için dikkatli olur.
Aldatan her şey, zihni büyüler.
Tanrı, yönetimi elinde tutmaya uygun olanlarınızı yaratırken onların soyuna, en değerliler onlar için altın katmıştır. Yardımcıların soyuna gümüş ve çiftçiler ve diğer zanaatkârlarınkine ise demir ve pirinç.
...
..
.