Korku edebiyatı bir kaçış edebiyatı değil, kaçtıklarımıza dönüş edebiyatıdır,” der #yankıenki
Fantastik edebiyatın kökleri eski mitler, mistisizm, folklor, peri ve korku masalları üzerinde yükselir. Coğrafyaların geleneklerinden beslenen korku edebiyatı,
doğa üstü olaylar ve karakterlerle tarihin her devrinde odak noktası olmuştur.
İnsan kanıyla beslenen vampirler, mezarlarından çıkıp insanları rahatsız eden yaşayan ölüler, iblisler, cadılar ve daha niceleri…
Kan Fermanı’nda da olaylar, Osmanlı devrinde Balkanlar’da Tırnova ‘nın dışında (Bulgaristan’ın kuzeyinde yer alan bir şehir) bir köyde gerçekleşir. Köyün bir tarafında Müslüman, diğer tarafında Hristiyan tebaa kardeşçe ve kendi inanışlarına göre yaşayıp giderler. Tabii ki aralarında yazılı olmayan kurallar vardır, iki ayrı inancın gençlerinin asla evlenemeyecekleri gibi. Bu refah, ta ki gümüş sırmalı işlemeler içinde simsiyah giyili atlılar geceleri ortaya çıkana kadar sürer.
İnsanları tesirleri altına alarak canice kan döktüren bu yaratıklara karşı iki tebânın insanları bir araya gelerek bir çözüm bulabilecekler midir?
“Tırnova” deyince aklıma ilk gelenler Ferman Akgül‘ün #osmanlıcadısıtırnova kitabı ve
Osmanlı'nın resmi gazetesi Takvim-i Vekai ‘de de yer bulan Tırnova Vakası oluyor.
Pangea kitaplığında yer alan kitabın kapak tasarımı, Ebrahel Lurci imzası olduğunu daha ilk bakışta belli ediyor.
Konuyu merak edenler: Bkz. Reşad Ekrem Koçu-Tarihimizde Garip Vakalar
İlber Ortaylı-İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı
Zeynep Aycibin-Osmanlı Devleti'nde Cadılar Üzerine Bir Değerlendirme Kan Fermanı
Kan FermanıŞafak Güçlü · İthaki Yayınları · 202135 okunma