Puan vermedi·147 syf.··Beğendi
···Okunma: 09 Ekim 2021 23:20 20.yüzyılın başlarında Türk halkı karanlık bir zihindeydi ve beklenilenin aksine gün geçtikçe köreliyordu. Cahilliği yok etmekse kitap okumaktan geçiyor yahut günümüzleyinde dile getirilen:"Boş iş, kitap okuyupta napçan, hiç mi işin gücün yok? ) gibi tepkiler alabiliyordu. Halk, kütüphanelere gelmezse bir kahraman çıkar ve eşeğin üstüne iki sandık çakıp kitapları onlara götürür. Yeter ki halk okusun, bilinçlensin, diğerlerinede özellikle çocuklara okumayı teşvik etsin. Eşekli kütüphanecinin yeni kitaplara gereksinim duyduğu için "Köylere kitap götürmek, çöle su getirmek gibidir. " diye akılda kalıcı bir sloganı vardır. Kitaplara dem vurmak dışında kitap Larisa ve Ürgüp'ün kardeşliğini esas alır.Zamanın eski bucağından acıları kovmak için kardeşlerin barış içinde olması gerekir. İki ilçenin tüm düşleri taşıyarak, ellerini uzatmasıyla gerçeğe dönüşür.