·520 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Ağustos 2021 16:06 Kıyafetin temizliği, traşın yeniliği, saçın taranma düzeni, ayakkabının markası gibi unsurlar kişilerin, toplulukların ve toplumun bize gösterdiği saygı düzeyini etkiler. Sözgelimi, olağanüstü bir hitabet yeteneğimiz olsa dahi, sözlerinizin etkililiği dış görünüşünüzün saygınlığıyla doğru orantılı olacaktır. Çünkü toplumda geçer akçe olan: iyi bir hatip olmak değil, iyi bir takım elbiseye sahip olmaktır; iyi bir ahlak anlayışına sahip olmak değil, altınızda iyi bir araba olmasıdır; topluma faydalı olmanız güzeldir ama iyi bir evde oturmanızın yanında çok sönük bir meziyettir bu. Nasrettin Hoca'nın meşhur "Ye kürküm ye" sözü boşuna ortaya çıkmamıştır yani. Bazı insan da bu geçer akçelerin mutluluk getireceğini düşünür ve bunları elde etmeyi ana amaçları olarak benimserler. Daha pahalı bir araba, daha pahalı bir ev, daha çok kıyafet alabilmek ve bunları elde ederek ulaşabileceği sosyal kabul kişilerin erekleri olur.
Peki bu gerçekten insanın istediği nihai nokta mıdır?
Mesela siz açlıktan kıvranırken sizi görmeyen bir insan, maddi statü gereği yükseldiğiniz zaman sizi sofrasına davet ettiğinde bundan mutluluk mu duyarsınız yoksa tiksinmeniz mi gerekir?
Bugün bu konuyu işleyen bir tavsiye ile geldik: Martin Eden aramızda.
Jack London'un efsane kaleminden çıkan enfes bir yapıt sunuyoruz. Hoyrat, hayalperest, parasız, fakir olarak nitelendirilen Denizci Martin'in Morse Ailesi ile tanışması ve ailenin genç kızı Ruth'a aşık olmasıyla başlıyor eser. Ruth'a layık olmadığını düşünen Martin bir yandan liyakat için eğitim-öğretim görerek kendini geliştirirken diğer yandan da geçimini sağlamak için çalışmak zorundadır. Hep ünlü olma ve çok para kazanma hayali kurmaktadır. Bunun en kestirme yolu olarak da yazarlık yapmaya çalışıyor Martin. Ama hep red yemektedir dergilerden ve gazetelerden. Yolladığı her hikayenin neticesinde "Bu da mı gol değil?" ifadesi takınmak düşer bizimkinin bahtına. Açlık çeker, kıyafetsiz kalır, sürünür ama kimse görmez hatta görmek istemez bile. Bir Ruth vardır yanında duran, o da bırakır gider en sonunda. Sonra bizim Martin köşeyi döner ve "Bay Martin Eden" olarak sahneye çıkar, o çok istediği hayata kavuşmuştur. Öyle mi acaba?
Hadi gelin hep beraber bakalım kürke sunulan yemeğin tadına bakalım ve soralım kendimize amacımızın ne olduğunu?
Daha fazla inceleme için profilimdeki linkten Instagram sayfama beklerim