"Uzanmak İlya İlyiç için ne hastalarda ya da uykusu gelmiş insanlarda olduğu gibi bir zaruret, ne yorgun bir kimsedeki gibi geçici bir ihtiyaç, ne de uyuşuk bir insandaki gibi bir zevkti; bu onun tabii hali idi."
İlya İlyiç Oblomov otuzlu yaşlarında, ailesi toprak sahibi olan, varlık içinde büyümüş, emrinde yüzlerce köylü çalıştıran bir asilzadedir. Asilliğinin gerektirdiği üzere el üzerinde büyümüş, üzerine titrenmiş bir çocukluk geçirmiştir. İyi okullarda okumuş, nihayetinde yaşı geldiğinde ailesinin yanından ayrılarak şehre yerleşmiş olan genç adam önceleri bir devlet dairesinde çalışır. Fakat her gün işe gitmek, yaşadığı stres hayat tarzına uymayan İlya İlyiç bir süre sonra işinden ayrılıp kendini tamamen eve kapatır ve günlerini çiftliği büyütmek için yaptığı planları düşünerek geçirir.
Oblomov'un çalışkan ve kararlı biri olduğunu söylemek imkansız; fakat tembel olduğunu da söylemek haksızlık olur. Çünkü kendince öyle çok çalışır ve o kadar çok yorulur ki, esasında üzerine düşen her şeyi yapmaktadır. Kitapta şöyle bir kısım var ki burada Oblomov'un gün içinde ne kadar çok çalıştığına dair net açıklamalara yer verilmiş; "Sabahleyin yataktan kalkıp, kahvaltı edip divanına uzanınca başını ellerine alır, gücünü kuvvetini esirgemeden düşünceye dalardı. Sonunda kafası bu sıkı çalışmadan yorulur ve rahat bir vicdanla kendi kendine, 'Eh bugün insanlık için yeterince çalıştım.' derdi." Bu mesainin de, boşvermişliğin de tek bir izahı vardır; o da 'Oblomovluk'.
Nitekim, Oblomov her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünüp irdeleyip bir türlü faaliyete geçmeyen fakat yüreği iyilikle dürüstlükle dolu, kimseye zararı olmayan bir insandır. Aşık olur, çok sever, yakın gördüğü, güvendiği insanlar tarafından dolandırılır. Fakat Oblomovluk yakasını bırakmaz. Oblomov'un tek bir isteği vardır; dalgasız dümdüz yaşamak. Öyle ki, bu isteği onun hayatta tek başına hareket etmesini imkansız hale getirecek, durağan yaşayabilmek adına mutluluk dahil çok güçlü birçok duyguyu elinin tersiyle itmesine sebep olacaktır.
Kitap ana karakteri ve onun yaşam tarzı ile kurguyu aşmış bir felsefe haline gelmiş bir metin aslında. Bununla ilgili dış kaynaklardan çok güzel yazılar bulmak mümkün. Fakat ben kısaca kendi fikrimi belirtmek isterim. Oblomov'u okurken bir yandan kızdığım, bana kendi hayatını çöpe atması gibi hissettirdi doğru. Ona değer veren arkadaşlarını, sevdiği kızı düşünmek, o çaresizliği hissettikçe Oblomov'a kızmak kaçınılmaz. Ama bir yandan Oblomov öyle temiz ve tembelliği öyle bir felsefe haline getiriyor ki, hislerini okudukça onu anlıyor, onu olduğu gibi kabul ediyorsunuz. Becerikli, akıllı, pratik insanlar var ve pek tabi tembel, üşengeç, beceriksiler de; Oblomovlar neden olmasın?
Oblomov