Nihayet bitirdiğim ve gerek akıcılığı ile gerek sarsıcı sonu ile enfes bir kitap ✨
Lenin'in bile yenemediği oblomov aslında gerçekten de her birimizin içinde yaşayan, koparıp atamadığımız atmak da istemeyeceğimiz o parçamız. "Her birimiz aslında oblomov gibi yaşamak için çalışmıyor muyuz?" sorusu kısa süreli bir aydınlanma eşliğinde" hakikaten yaa" farkındalığı ile sonuçlanan bir hayat felsefesidir benim için.
Yer yer baş kahramanımıza bir anne edasıyla kolundan sürükleyerek kaldırıp, odasını havalandırıp o meşhur hırkasını çıkartıp hayata atılması için arkasından itekleme arzusu duymadım diyemem. Esaslı bir Türk annesi fırçası yeseymiş belki de bunca macera çok daha farklı ilerleyebilirmiş 🤭
Esaslı ve güzel bir hikayenin olmazsa olmazı nedir? Aşk.
Aşkın tasvirleri öyle yumuşak ve derindi ki bitmesin istedim kimi zaman. Olga karakteri çok samimi geldi bana ona hiç kızamadım genellikle sinirlenme hakkımı Oblomov'dan yana kullandım. O mütemadiyen düştüğü karamsarlık beni çok sinirlendirdi, hayata pozitif bakmaktan çok aciz, baksa bile bir iki haftayı geçmeyen bu tutumu insanı çileden çıkarabilir.
Kitabımızın sonu gerçekten çoğu kitabın eksiği olan bir yarım kalmışlığın aksine inanılmaz bir doyuruculuk ile veda ediyor. Spoiler vermemeye çalışarak ayrıntıya giremesem de yazarı tebrik etmek lazım bu hususta.
Fakat her şey bir yana yazarın akıcı dili ve hikâyenin büyüsü ile size yalnızca okuyun diyorum. Bu eseri okuyun,okutun İnsan ölmeden önce muhakkak okumalı.