Prag komünizmin işgali altında ezilirken, Thomas ve Tereza varolmanın ağırlığını, Sabina ve Franz ise hafifliğini yaşarlar. Tüm kitap boyunca Thomas şefkatle sevdiği Tereza ile birlikte hayatın içerisinde savrulur giderken, diğer taraftan da Sabina’nın ikilemlemlerine, çelişkilerine aidiyet ve bağlanma sorunlarına ve bir birey olarak kendini var etme çabasına tanık oluruz. Kundera, madalyonun yani varolmanın iki yüzünü bize gösterirken, komünizmin işgal ettiği toprakların kendi dokusunu nasıl kaybettiğini, adı Puşkin sokağı ya da Tolstoy caddesine dönüşen sokak ve caddelerle anlatır. Kitap bittiğinde kitabın yükünün yarattığı ağırlık kalkar üzerinizden, kendinizi anlamın hafifliğine bırakırsınız.