Çölde Mecnûn, bir kayanın üstüne çizilmiş Leylâ'ya ait bir tasvir görür, üzerini karalar. İnsanlar kınar Mecnûn'u. Bunca âşık olduğun kızın resmini neden karaladın a Mecnûn? Mecnûn şöyle cevap verir: "Leylâ ile arama giriyordu!"
***
"Kahramanın sadece suretini gördüğü bir prensese aşık olduğu hikaye hangisiydi?" diye sorar Gide Isabella'da. Bence kesretten kinayedir bu soru...Şu hükmü verir sonra: "Önemli olan tasvir etmek değil, görünenin altındaki gerçeği keşfetmektir."
Yaşlı Gemici isimli eserinde Coleridge görülmeyenin altını şu cümle ile çizer:
"Evrende, görünmeyen varlıkların sayısının görünenlerden daha fazla olduğuna inanmakta hiç güçlük çekmiyorum."
***
"O günlerde beni hayata atılmaya iten sabırsızlığı bugün anlamakta neredeyse zorlanıyorum. 25 yaşındaydım ve ne biliyorsam neredeyse hepsini kitaplardan öğrenmiştim; herhalde bu yüzden kendimi romancı sanıyordum; çünkü olayların bize daha ilginç görünebilecek yanlarının gözümüzden nasıl bir hınzırlıkla kaçtığını ve zorlamasını bilmeyene tutunacak ne kadar az şey sunduğunu henüz bilmiyordum."
Acziyetini en başına işlemiş Gide kitabının. 25 yaşının gözüyle görülemeyecek şeyleri daha sonra görebildiğini anlatmış. Yani sabırsızlığın insanın en fark edilmez körlüklerinden biri olduğunu söylemiş.
***
Doğuda gözle görmediğimizin aşkı daha kutsaldır. Aşkın ruhuna muvafıktır çünkü bu uzaklık. Doğu, gözünü yumarak sever. Doğunun görmezden geldiği görülebilir olan, yani görüntüdür. Gören göz değil, kalptir. Âşık olan göz değil, gönüldür.
***
Surete âşık olduğunu sanan kişi, göz görme yetisini kaybettiğinde veya görüntü zamanla değiştiğinde aşksız kalır.
***
Sahi kahramanın sadece suretini gördüğü bir prensese aşık olduğu hikaye hangisiydi?