·176 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Ekim 2021 22:46 1500 lü yılların başında 43 yaşındaki Niccolo Machiavelli' in, Lorenzo de Medici'nin oğlu Piero de Medici'ye yazdığı öğüt/mektup tadındaki eserlerinin derlendiği, asıl adı "De Principatibus" olan ve yazarın ölümünden beş yıl sonra basılabilmiş politik analiz kitabıdır. Eser Machiavelli’nin en bilinen eseridir ve fransızlarca edebi yaşama kazandırılmış ‘makyavelizm felsefesinin' temelini oluşturmaktadır. Makyavelizm düşüncesine göre devlet hiçbir şekilde sorgulanamaz. Devletin selameti ve başka birçok kişinin yaşaması için bir kişinin öldürülmesi gerekiyorsa öldürülmelidir.
Bu eseri en önemli kılan şey; Machiavelli' in verdiği öğütlerden ziyade sürü psikolojisini ve halkın sosyolojik durumunu çok güzel tespit edebilmesidir. Hükümdar'ı okuduktan sonra görüyoruz ki, binlerce yıl geçmesine rağmen insan psikolojisi, lider arayışı, kitlelerin liderlere bakışı ve kul köle oluşu arasında hiçbir değişiklik yok. Hükümdar'ın tozlu raflarda yok olması yerine hala günümüzde popüler bir kitap olabilmesi de zaten 21. yy siyasetine uyarlanabiliyor olmasından ve halkın yönetilme psikolojisinin hala aynı olmasından ileri geliyor.
-alıntı-
"gerçekten sahiplenebilmek için yakıp yıkmaktan başka bir çare yoktur. ve özgürce yaşamaya alışık bir kenti ele geçiren biri eğer o kenti yakıp yıkmazsa, kendisi o kent tarafından yakılıp yıkılmayı bekliyor demektir."
"ve insanlar öylesine basitler ve günün gereklerine uymayı öylesine iyi bilirler ki aldatmaya kalkan kişi, karşısında aldanmaya hazır birini bulur her zaman."
"en iyi kale halkın nefretini çekmemektir. eğer halk senden nefret ediyorsa, istediğin kadar kale al yap, gene seni kurtaramaz. çünkü halk silaha sarıldı mı, ona yardım edecek yabancılar hiçbir zaman eksik olmaz."
"üç tür insan vardır. insanların kimileri kendiliğinden anlar, kimileri anlayandan öğrenir, kimileri de ne kendisi anlar, ne de başkasının dediğinden anlar. birinciler çok akıllı olanlardır, ikinciler daha az akıllı, üçüncüler ise işe yaramaz olanlardır."
"halkı inandırmak kolay, fikirde sabit tutmak zordur.hükümdar halkın kendi soktuğu yoldan sapmaya başladığını görünce zor kullanarak onu geri çevirmelidir."
1-insanlar üzerinde hakimiyet kuran devlet ve iktidarların hepsi, geçmişte olduğu gibi günümüzde de, ya cumhuriyet ya da krallık olarak ortaya çıkmışlardır.
2-başka bir devleti ele geçirme, bizzat ele geçirenin ya da başkalarının ordusuyla veya şansın yardımıyla veya yetenek yoluyla gerçekleşir.
3-veraset yoluyla hükümdar olan bir kral, aslında halkının hoşuna gitmeyecek durum ve zorunluluklarla daha az karşılaşacaktır ve bu nedenden ötürü de daha fazla sevilecektir.
4- bir iktidarın eskiye dayanması ve uzun süre iş başında kalması durumunda, önceki yeniliklerin hatırası da bunların nedenleri de silinir gider.
5-insanlar, yazgılarının da değişeceği beklentisi içinde hükümdarlarını değiştirmeyi severler.
6-zira orduları ne kadar güçlü olursa olsun bir kralın bir ülkeye girebilmesi için o ülke halkınca tutulmaya ihtiyacı vardır.
7-insanlar kendilerine verilen küçük çaplı zararlardan intikam almaya kalkarlar, ama verilen zarar çok ağır olduğunda buna kalkışamazlar; bundan da şu sonuç çıkar: bir insana zarar verilmesi söz konusu olduğunda, bunu söz konusu kişinin intikam almasını imkansız kılacak biçimde gerçekleştirmek gerekir.
8-zaman her şeyi silip süpürür ve iyiliği getirebileceği gibi kötülüğü de getirebilir.
9-sahiplenme isteği şüphesiz olağandır ve insan doğasına özgüdür. bu arzusunu tatmin etmeye kalkışan herhangi biri, bunu başarabilecek imkanlara sahipse, bunun için ayıplanmaktan ziyade övülür, ama bunu uygulamaya geçiremeden sadece bunun hayalini kurmak hata yapmak anlamına gelir ve ayıplanmalıdır.
10-bir diğer hükümdarı güçlendiren bir hükümdar kendi kuyusunu kazıyor demektir, çünkü güç ya yetenek ya da kuvvet yoluyla elde edilir: oysa ki bu unsurlardan her ikisi de bunları kullanan birisini diğerinin gözünde şüpheli kılar.
11-türk imparatorluğunun fethedilmesinde yatan zorluk, buna kalkışan kişinin bu monarşinin önde gelenlerinden hiçbir surette davet alamayacağı gibi padişahı çevreleyenlerin ayaklanmasından da medet umamayacağı hususunda yatar.
12-kazanan tarafın savaştan önce nasıl halktan umacağı bir şey yoksa zaferden sonra da onlardan korkacak bir şeyi olmaz.