·83 syf.··Beğendi
···Okunma: 25 Ekim 2021 13:04 Eser 83 sayfadan oluşan ince bir kitap olsa bile hayata karşı bakış açınızı değiştiren önerileri içinde barındırıyor, kütüphanenizde bulunmasını tavsiye ederim. Aslında bilmediğimiz şeyler değil fakat zamanla unutabildiğimiz öneriler var içerisinde. Kişisel gelişim kitaplarından farkı, bu eserin felsefe ile harmanlanmış olmasıdır. Anlatım dili gayet sade, gereksiz ve karmaşık sözler dizisi yok. Verilmek istenen mesaj en basit haliyle anlatılmış.
Kitapta en dikkatimi çeken kısım, otokontrolümüzün dışında gelişebilecek olayların varlığı ve bunları sakince karşılayabilmemiz için diğer insanlara ne tavsiye verirsek onu izlememiz. Örnek olarak, bir yakınımızı kaybettiğimiz zaman dünyanın en talihsiz insanı olarak kendimizi anarız, başkasının başına gelseydi "Ölümlü dünya, hepimizin gideceği yer orası" deriz. İşte bu düşünceyi kendimiz içinde düşünmeliyiz. Şöyle bir alıntı paylaşayım : "Eğer komşunuzun çocuğu kendi evlerinde bir tabak ya da benzer bir şey kırarsa şunu söylemeye hazırsınızdır: “böyle şeyler hep olur.” kendi tabağınız kırıldığında da bir başkasının tabağı kırıldığında verdiğiniz yanıtı vermelisiniz.” (syf 39,Beta yayınevi)
Eser, başkaların görüşlerinin de esiri olmamız gerektiğini öğütlüyor. Hatta Epiktotes eserde, birisi sizin için hatalarınızı yüzünüze vursa "Daha fazlasını bilseydi, daha fazlasını söylerdi." diye düşünmenizi tavsiye eder, aslında bu rahatlatıcı geldi. Karşı tarafa bakıp "Hakkımda bir şey bilmiyorsun, ne yollardan geçtiğimi, ne yaptığımı." demek özgürleştiriyor.
Yanlış hatırlamıyorsam, Nietzsche'nin bir kitabında her zaman gittiğimiz yolda bize övgüyle yaklaşmayacaklarından dem vuruyordu, Epiktotes de aynı şekilde bilgelik dolu bir yaşamda alayların olduğunu söyler. Ne yazık ki günümüzde onay bağımlılığı çok fazla!
Çok popüler eğlenceler, boş ortamlardan uzak durmamızı hayatımıza neyi dahil edersek bir anda o olmaya başladığımızı da köşeye not ettirir, Epiktotes. Bedenin ihtiyaçlarını verin, bunlar nelerdir? Sıcak bir yuva, karın doyurmak... Ama sakın beden ile övünmeyin ve bunu bir gösteri malzemesi haline getirmeyin.
MS. 50-135 tarihleri arasında söylenen her bir söz günümüz 2021 içinde geçerliliğini koruması ne garip! Sanırım insanlar ne kadar hayatlarına farklı şeyler dahil de etse insan olma özelliğini koruyor.
En önemlisi, unutmamız gereken : Hayatta bizi hiçbir şey incitemez, sadece o şey hakkında düşüncelerimiz incitir. Hayata bakış açımız değiştikçe yaralanma oranımız o derecede düşer. Belki çok gıcık bir TED konuşmacısı öğüdü gibi ama mantıklı da değil mi? Küçükken üzüldüğümüz şeylerle şimdikiler aynı mı?
Keyifli okumalar dilerim.