Puan vermedi·268 syf.··Beğendi
···Okunma: 25 Ekim 2021 23:05 Mehmet Rauf kurgusunu Suat, Süreyya ve Necip etrafında şekillendirdiği romanında kahramanlarının sürekli değişen iç dünyalarını derinlemesine yansıtır. Bu nedenle edebiyatımızın ilk önemli psikolojik romanı olarak kabul edilen Eylül'ün yazılış hikayesine vesile olan içe dönük, karamsar
ruh haline dönem edebiyatında sıkça rastlanmaktadır.
Yayımianmasının ardından hakkında pek çok övgü yazısı yazılan Mehmet Rauf ve eseri için -Eylül romanını da
ithaf ettiği ve "üstadım" dediği- Halit Ziya Uşaklıgil de şu
satırları kaleme almıştır:
Mehmet Rauf bir iki romanıyla, birkaç öyküsüyle, tek tük
"mensur şiirler"iyle Edebiyat-ı Cedide'nin en çok dikkati çeken ve bunun için de en çok saldırıya ugrayan elemanıydı. Onun
duygularında öyle derin ve ince şeyler vardı ki her eserin üst
zorında dolaşan ve sözden, cümleden daha iç katiara inebilmek gücünden yoksun düşünceler, kendisinin biraz karısık
cümlelerinde takılıp kalırlar ve bu yeni, yeni oldugu kadar garip dilin altında ne olabilecegini merak etmezlerdi.
Oysa onun ta ilk denemelerinden başlayarak bütün yazdıklarının arasından Eylül yazarının belirmeye başlayan sanatı
görülüyordu. Bunu aramızda görmekten uzak kalmadık, öyle
ki Eylül romanı yayınlanınca sadece hayran olduk.
Sadece dönem edebiyatma ve edebiyatçılarına değil, kendinden sonraki yazariara da etki eden Eylül yazarı için Yakup
Kadri Karaosmanoğlu "benim ona kapılışımın sebebi romanesk aşkın en güzel, en ince tahlilini yapmış olmasıdır" der.
Edebiyat tarihçisi Cevdet Kudret de bir ruh çözümlemesi
romarn olarak nitelendirdiği Eylül'ü bu yolda yazılmış eserlerin başarılı ilk örneği saymaktadır.