·166 syf.····Okunma: 21 Ekim 2021 11:13 Biz neden yaşıyoruz, bizi mutlu eden şey nedir? Asıl soru şu; insanı insan yapan nedir?
Frankl, bu kitapta bu gibi sorularla tüm insanlığın ortak kaygısı olan bu hayatı anlamlandırma sürecinin derinine iniyor.
Viktor Frankl bir psikiyatri doktorudur. Frankl uzun süre Nazi kamplarında zor şartlar altında yaşamıştır. Bu zor şartlar altındayken hayatının anlam bulmanın arayışında bize bu kitapta bahseder.Ve bu arayışının sonucunda çıkardığı terapi tekniğini anlatır.
"Asıl soru şu ki bunca kayıp içerisinde hayat da anlamını kaybetmiş midir Frankl için?"
Viktor Frankl kamp yaşamında ruhsal tepkilerin üç evresi olduğundan bahseder; kişinin kampa alınışını izleyen dönem, tutuklunun kamp rutinine çok iyi alıştığı dönem ve son olarak serbest bırakılışını izleyen dönem.
Kitapta üç bölümden oluşuyor. İlk bölüm Frankl’ın kamplarda bulunduğu süreci anlattığı bölümdür. Bu bölümde Viktor Frankl "böyle bir ortamda kişiyi en çok yaralayan şey çektiği fiziksel acılar değil, haksızlığın ve mantıksızlığın verdiği ruhsal ıstıraptır" der. Kitabın diğer bölümlerin de Frankl’ın tüm yaşadıkları ve anlam arayışı ışığında kurduğu bir ekol olan logoterapiden bahseder.
Aslında toplama kampı bir metafor. Peki yaşadığımız dünyada, hayatın anlamını nasıl keşfedebiliriz?
Bu kitaptan anladığım kadarıyla hayatın anlamın 3 yolla keşfedilebilir:
1. Bir üretimde bulunarak veya bir iş yaparak
2. Bir şeyi deneyimleyerek ya da biriyle temas ederek
3. Kaçınılmaz olan ıstıraba karşı aldığımız tavırla
Frankl için, İnsan kendini, ister bir davaya hizmet ederek ister başka bir insanı severek, ne kadar unutursa o kadar insanlaşır ve kendini o kadar gerçekleştirir.
Zaten Viktor Frankl da toplama kampında onu o işkencelerden sağ çıkaran şeyin karısına olan aşkı, ona kavuşma arzusu ve onunla yaşadıkları güzel anılar olduğunu da bize kitapta söylüyor.
Bu süreçte benim dikkatimi çeken durumlardan bir taneside; Frankl’nin, bir insanın yaşayabileceği en travmatik ortamlardan birinde uzun süre boyunca bulunmakla ilgili gözlemlerine yer vermesi. En baştaki sorulara da yer verdiğim sorularda bir nevi buna bağlı. Frankl bu sorulara kitapta çok güzel yanıt veriyor.
Kısaca şu ki; insanın yaşama tutunmasını sağlayan bir “anlam”ın olduğunu ve bir “anlam”ı olmayanların varoluşsal boşluk yaşadığı benim için bir doğru oldu.
Yaşadığımız bu hayatta acı bir gerçektir. Yaşamı sürdürmek ise, çekilen bu acıda bir anlam bulmaktadır. Eğer ki yaşamda bir amaç varsa, acıda ve ölümde de bir amaç olmalı. Ama hiç kimse bir başkasına bu amacın ne olduğunu söyleyemez. Herkes bunu kendi başına bulmak ve bulduğu yanıtın öngördüğü sorumluluğu üstlenmek zorundadır.
Gerçekten ihtiyaç duyulan şey, yaşama yönelik tutumumuzdaki temel bir değişme. Nihai anlamda yaşam, sorunlara doğru çözümler bulmak ve her birey için kesintisiz olarak koyduğu görevleri yerine getirme sorumluluğunu almak anlamına geliyor.
Kitap kalın olmamasına rağmen ben bir çırpıda okuyamadım. Ama bu süre zarfında hayatımdaki bazı olaylarla kitapta okuduklarımı karşılayabilme şansım oldu. Ve böylece kitabı daha çok özümseyebildiğimi düşünüyorum. Eğer siz de hayata karşı bir anlam arayışı içerisindeyseniz bu kitabı mutlaka okumalısınız.