Bir Kadın Varmış...
Puan vermedi·80 syf.··
Beğendi
·
2021 21. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 03 Ekim 2021 15:12
Yanlış batılılaşmanın getirdiklerinin pardon götürdüklerinin izini taşıyan ve siyasi çalkantıların ağırlığı altında ezilen zamanı toplumunun insanlarını duyumsayabilen yazarımızın "yazıya aktardığı öykülerinde kişilerin ruhsal derinliklerini yansıtma çabası içinde olduğunu görüyoruz." Servetifünun'a tepki olarak doğan Fecriati Topluluğu içinde bulunmasına karşın Mehmet Rauf ve Halit Ziya etkilerini yazarımızda belki de bu yüzden görüyoruz. Antik Yunan'dan beri kullanılmasına karşın ruh dünyamızdan uzaklaşarak kaybolduğumuz için sınırlanmış yaşantılarımız içinde anlamını unuttuğumuz bir kelime sanırım ki "paranoya". "Delilik" anlamını taşıdığı için belki de bilimsel tarafını görmezden gelmek isteyerek abartılı üslubumuzla kurduğumuz günlük diyaloglarımız içinde sıradanlaştırdık bu kavramı. Normal ile anormalin farkını araya girecek parametreleri düşünmeden ya da düşünsek bile direkt yapamayacak bizler için anormalden kaçış niçindi? Bilimsel olarak bunların farkını yapmamızı sağlayan bir ölçüt olmamasının yanı sıra toplumsal normlara yakın olanın normal kabul edilmesi ilginç. Bu, karakterimizin kendi tercihleri sonucunda karşılaştığı ruh elemlerinde karakterimizin üstündeki toplumun doğruları baskısının etkili olduğunu mu gösteriyordu? Yoksa bu ruh elemleri, karşı çıkılan izzetinefis ve kadınlık gururundan mıydı? Karakterimizin ruhsal dünyasında daha derinlere inmeliyiz bunları anlamlandırabilmek için Uğruna, ailesini terk ettiği adamın ihanetinin getirdiği yalnızlığa alışma düşüncesinin acısı ile yaşıyor karakterimiz eserin başında. Kendisine değer verdiğine inandığı birini kaybetme düşüncesi ona karşı nefret duymasına sebep oluyor. İronik kısım, bu nefretin kişiler arasındaki güçlü olduğu iddia edilen bu bağdan kaynaklanması, artması. Paranoit bozukluklardan en yaygını olan "perseküturar tipte" diyebileceğimiz karakterimizde nefretin yanı sıra kıskançlığın ön plana çıktığını görüyoruz. Kuşku, güvensizlik ve kararsızlık gibi durumlar sağlıklı bir zihince sınırlanabildiği sürece oldukça doğaldır, çünkü olumlu ya da olumsuz etki bıraksın hep vardır. Ancak karakterimizdeki birikmişlik, bu sınırlamaya engel oluşturuyor. Zira, karakterimiz tarafından "tekrar" yaşanılmasından korkulan durumlar var. Toplumun geleneksel yapısına ters düşeceği iddia edildiği için yaşını almaya başlamış bir kadının kaçınılması istenen durumların baskısını hissediyor karakterimiz.Ve zaman ile kendini ve dayanağı olmayan inançlarını haklı çıkartacak şekilde görmeye başlıyor olayları. Kendi gerçeklerini oluşturarak normal kabul ettiğimiz dünyadan uzaklaşmaya başlıyor. Rahatsızlık ilerledikçe küçük (!) endişeler yerini sinir buhranlarına bırakıyor. Emel Sayın'dan duymayı sevdiğim gibi: "Gözler, kalbin aynasıdır nergisim, yalan nedir bilmez ki onlar!" Siyah gözler, karakterimizde birikmiş duyguların patlak vermesinin mi yoksa kitabın sonunun mu habercisi ? Kitabı duyumsamaya çalışmama ve incelemenin sonuna gelmemize karşın insan ruhunun karmaşıklığının getirdiği güzellik yine karşılıyor beni. O zaman, okumaya devam!
Edebiyat
Siyah GözlerCemil Süleyman · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20264,042 okunma
·
78 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.