9/10
·199 syf.··
Beğendi
·
2021 74. kitabı
“Bir Kadımın Penceresinden” ro­ manı, 1976’da yayınlandı ve yazar, bu ilk romanında gündelik hayatı­ mızın tekdüzeliği üzerinde özellikle duruyor, ülkenin büyük çalkantıları ortasında bir ev kadınının o hiç değişmez görünen yaşamasının hangi derin, köklü sorunlara da yataklık ettiğini belgeliyordu. Böylelikle bireysel dünyamın sorunları, toplumsal sorunlarla kaynaştırılır “Bir Kadının Penceresin- den”de. “ oktay rıfat'ın şairane uslubu ve muhteşem atmosferi ile kaleme aldığı ve azgelişmişlik ekseni üzerinde sözde aydın geçinen bir kocanın (bedri) eşi filiz ile ilişkisinin tükenişi, ve bu süreçte gelişen filiz'in yasak aşkını konu edinir. eserin dili kahramanın (filiz'in) dilinin adeta aynasıdır. iç geçirmeler, sessiz hayıflanmalar, isyanlar, başkaldırılar arasında kadına toplum tarafından dayatılan kadınlık rolleri bir kadın duyarlığı üzerinden dile getirilir. özelllikle kitabın başlangıç bölümünde önsöz, ya da giriş kapsamında yer alan yazı kitabın yazıldığı dönemin ve cumhuriyetin temel sorunlarının adeta bir başkaldırısı niteliğindedir. filiz hem romandaki izlek hemde yazarın dili itibarı ile kitabın son bölümlerine doğru bir dil eksilmesi ve anlam daralması yaşar. bu çift dilliği yaratmış atmosferi ile edebiyatın usta işi eserlerinden biri olarak yerini çoktan almıştır. "Filiz, Bedri’yle evlidir, üç çocuk annesi­ dir. Bedri’nin kimliği bulanıktır. O görünüşte bir yarı aydındır. Fakat gerçek kimliği ‘sonradan’ çok düşündürecektir. Selim, Filiz’in yaşamına Bedri’nin tanışı olarak girer. ‘Ev kadınlığı’, büyük dur­ gunluğuyla Filiz’i çoktan köreltmiş, işlevsiz duruma getirmiştir. (...) Filiz için ille uyan, toplumsal değişime ilk sezgisel yöneliş, belki de, mahalle komşusu Madam Seta'- dan gelir. Üç çocuk annesi bir kadın aşk ve cinsellik sorunlarında hemen hiçbir şey bilmemektedir. Madam Seta’ysa cinsellikle aşkı doğanın çoğalma güdüsüne bağlar.” Oysa Madam Seta da içlerinde olmak üzere bütün bu insanlar sevgiye susamışlardır. Ne ileri düşünceli Selim, ne muhbir olup olmadığı anlaşılamayan Bedri, ne de ötekiler sevgiyi gereksindiklerini kavrarlar. Herkes birbirini törpülemektedir. Selim için bile Filiz’le beraber olmak, herhangi bir cinsel boşalım gibidir. Sonunda Selim gerçekliği duyumsar; ama öldürümün eşiğin- deyken. Filiz’se, tekdüze yaşamınm olağan patlama noktasında bu top­ lumun cinsellik sorununu, töreyle, gelenekle o kadar özdeşleşmiş, ama olumlu hiçbir sonuca varamamış o keskin sorunu ifade eder: “Yurdun insanı hasta. Ne zaman iyileşecek! Berberin öyküsünü anımsıyor Filiz, gerdeğe girdiği gece erkekliği uyanmayan, uyanmayınca da gelini berber makasıyla delik deşik eden berberin öyküsünü.” Açıkça görülüyor ki, romancı yurdun hasta insanım, gerdeğe girdiği gece erkekliği uyanmadığından hastalıklı bulmuyor; onun tanısında (teşhisinde) yurdun insanım hasta eden, cinayete sürükleyen bütün o gerdek gecesi töresi, erkeklik geleneği... “Bir Kadının Penceresinden” bir bakıma, cinsel hayatlarımızın acıklı bir anatomisiydi ve Oktay Rifat, 1980’de yayınlanan ikinci romam “ Dana. bumu”nda aynı konuya, üstelik bir berberin tutkusu çerçevesinde eğildi.
Bir Kadının PenceresindenOktay Rifat · Yapı Kredi Yayınları · 20191,006 okunma
·
627 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.